Cumartesi, Ekim 02, 2010

Zagor vs Iron Man

İlk tahmin:  Iron Man değil Demir adam!
Olasılıklar: Hmm. Güzel bir rakip geldi sonunda karşımıza. 
Iron Man’ın en güçlü yanı teknolojisi. Demir bir zırh ve nükleer enerjiyi hem uçma, hem de ateş gücü olarak kullanabilmesi. Hellingen de Demir Adam’a benzeyen Titan adlı bir robotla Zagor’un karşısına çıktı iki defa. Zagor ikisinde de robotu sanayi hurdalığına gönderdi. O yüzden Demir Adam'ı karşısında görünce afallamayacak, tersine nostaljiyle karışık bir özgüvenle Demir Adam'ın çipine çipine vuracaktır. 

Demir Adam, tüm enerjisini göğsündeki kabaca ifade ile bir pilden alıyor bildiğiniz gibi. Demir Adam'ın goğsündeki yuvarlağa basınca pili bitmiş oyuncak panda gibi kalıyor, biliyoruz. Punduna getirip oradaki butona basınca zaten karşılaşmayı bitiriyorsun. Aslında bir balta atışı ile karşılaşmayı bitirmek olası ama seyircinin parası yanmaması için kapıştıracağız mecbur. 

Ayrıca, filmlerinde gözükmüyor ama çizgi-romanda en kritik anlarda pilinin bittiğine, sisteminin mavi ekran verdiğine çok şahit olduk. Iron Man 2  filminde Ruku Mik bile indiriyordu neredeyse 2 tane elektrikli kırbaçla. Ya da Biraz kimya bilgisi olan herkes içinde asit olan su tabancası ile Demir Adam'ı delik deşik edebilir. Ya da bir alev makinası hatta pürmüz ile Demir Adam'ı eritebilir, daha sonra biraz demircilik bilgisi ile çekiçle vura vura  hatlarını yumuşatıp Demir Kadın'a döndürebiliriz. Uzun vadeli düşünüyorsanız tuzlu su ile Demir Adam'ı pas içinde bırakıp hareket etmesini engellemek de bir yöntem olabilir. Yani Demir Adam her ne kadar güçlü kuvvetli gözükse de zayıf yanları da çok. O yüzden Zagorumuzu korkutamaz.

Bununla birlikte Demir Adam, demir yumruklarından ziyade avucundan çıkarttığı ışın ile çok tehlikeli olabiliyor. Öncelikle Zagor bir iki yoklama sonucu bu ışından kaçması gerektiğini anlar. 

Zagor’un baltası maalesef Demir Adam'ın kaportasında çiziklere sebep olmaktan başka bir işe yaramayacaktır. O çizikler de zaten bir pasta cilaya bakar. O yüzden baltayı kullanamıyoruz. 

Demir Adam’ın çelik zırhındaki fonksiyonları aynı bilgisayarlarımızdaki gibi bir işletim sistemi yönetiyor.  Zagor bu bilgiyi bilmese de olayın zırhta olduğunu içinde cascavlak bir insan evladının olduğunu hemen kavrayacaktır. Demek ki mekanizmaya birşeyler yapmalı. 

Aslında bana kalsa Demir Adamın usb portundan  tüm abuk subuk virüsleri ver edip, sonra Demir Adam uçarken sistemin kendisini restart  etmesiyle oluşacak cümbüşü izlemek var ama Zagor bu yöntemleri kullanamaz haliyle.  (Hatırlayın Total Recall’da Arnie abimizin üzerindeki yapay dokudan oluşan kadının zırhı nasıl da bozuluyordu? Olay mekanizmayı bozmak)

Zagor arkadaki fabrikadan çektiği kalın mı kalın elektrik kablosu ile Demir Adam’a yaklaşır. Demir Adam "tozzie", "pozzie" diye avcundan ateş etse de Zagor sıyrılıp, zıplayıp kabloyu Demir Adam’a dolamıştır bile. 

Tam da burada konu ile ilgili acı  bir tecrübemi anlatmak isterim. 10 sene önce oturduğum evin yakınlarına düşen bir yıldırım sebebiyle  telefon kablosunu yakarak bilgisayara giren elektrik, tüm anakartı ve geçtiği yolları dağıtmış, benim bilgisayarı, cd-rom’u guguklu saat gibi sürekli açılıp kapanırken, adeta içine cin girmişcesine bulmama sebep olmuştu. Elektronik sistemlere haric yollardan elektrik vermek hoş olmayan sürprizler demekti. 

Zagor elektriği veren de… 2. filmde de gördük. Ruku Mik eğer ralli sahnesinde biraz daha dayansaydı az sonra yazacaklarımız zaten olacaktı. Elektriği yiyen Demir Adam’ın işletim sistemi sapıtmaya başlar. Demir Adam’ın gözlerinin önünden tüm hayatı film şeridi gibi değil baya avi uzantılı bir film olarak geçer. Son bir hamle ile kendini kurtarmak istese de Zagor hem kabloyu komple Demir Adam’a dolamış aynı zamanda onu yere domaltarak kıskıvrak sarmıştır. Demir adam kıpırdayamaz. İşletim Sistemi maymalamaya devam eder. Yanık kablo kokusu duyulur. Göğüsteki yuvarlak buton hızlanan kalp atışları gibi inip çıkmaya başlar. Avuçlardaki deliklerden havayi fişekler çıkıp patlamaya başlar. Demir adam lig tv’yi şifresiz çekmeye başlamıştır.  Zagor istifini hiç bozmadan rakibini sıkmaya devam ediyordur. "Döngüsel artıklık denetimi", "bellek read olamadı", "program satıcınızla görüşün" hatalarını veren işletim sistemi artık dayanamaz ve tüm zırhı tuz buz ederek çöker. 

Alttan beyaz don ve atleti ile cascavlak bir insan evladı yani Tony Stark savunmasız bir şekilde çıkmıştır. Zagor sağ eliyle ona doğru bir hamle yapar yapmaz Tony Stark abartılı bir şekilde ellerini kaldırarak tırsaki moduna geçer. Zagorumuz sağ eliyle başladığı hamleyi, parmak uçlarını birleştirip Tony Stark'ın erojen bölgesine götürüp, ağzıyla “ccccücccük!” efekti yaparak bitirir. Zagor kazanır.

13 yorum:

hayal kahvem dedi ki...

Selam Sıtkı Sıyrıl,

Yazıyı okumadan önce Demir Adam adını görünce, Nazım Hikmet’in bir şiiri aklıma düştü.. Bilirsiniz mutlaka, bakın şöyle…

trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!

beynimden, etimden, iskeletimden geliyor bu!
her dinamoyu
altıma almak için çıldırıyorum!
tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor,
damarlarımda kovalıyor
oto-direzinler lokomotifleri!

trrrrum,
trrrrum,
trak tiki tak
makinalaşmak istiyorum!

mutlak buna bir çare bulacağım
ve ben ancak bahtiyar olacağım
karnıma bir türbin oturtup
kuyruğuma çift uskuru taktığım gün!

trrrrum
trrrrum
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!

Şimdiii.. Aslında Demir Adam’ı yenmenin çok kolay bir yolu daha vardı biliyor musunuz? Atalarımın eli hamurluları adına.. Tamam.. Zagor, seyircilerin paraları haybeye gitmesin diye biraz mücadele eder gibi yapıp, akabinde ve detayında şöyle bir gösteri yapsaydı keşke… Off! Karamba karambita… Ne haber olurdu ama? Demir Adam’ın çok kompleksli biri olduğunu bilir misiniz? Off! Felakettir ve bu Demir Adam’ın en zayıf yönüdür. Psikolojik savaş… Nanananommm… Zagor tam gösterinin ortasında bir an durur… Heyecandan havada sinek bilem uçmaz… Herkes sus pus olur… İşte tam o anda… Tamıtamına o anda….. Zagor Demir Adam’ın gözlerinin içine bakarak şu şarkıyı söylemeye başlar… “Sen hiç gördün mü demir suratlı bir adam… Olur mu hiç demir surat… Dön de aynaya bakkk… Olur mu hiç demir surat dön de aynaya baakk!” Demir Adam ne olur bu şarkıyı duyduğu zaman biliyor musunuz? Sadece pili erimekle kalmaz, o kıyafetinin demirleri kompleksten ter olur erirrrr… eriiirrr… Yaaa.. Böyleyken böyledir:))

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Merhaba,
Tony Stark'ın kibri de iyi bir zayıf yön, atlamışız onu da, neyse ki Zagorcular tamamlıyor boşlukları.

Nazım Hikmet'in Makinalaşmak şiiri zamanının çok ötesinde bir şiirdir. 1920lerde, kafiyelerin, uyakların esirinde bir topluma serbest nazımla yazılmış içinde futurizm'den, sosyalizm'e, cyberpunk'dan yabancılaşmaya bir çok gönderme bulunan muazzam bir eserdir. İlk yazıldığında çoğu kişi yerden yere vurmuş bu şiiri.

Iron Man deyince, gerçek anlamıyla vucudunda demirler çıkan adamı barındıran, japon film Tetsuo- The Iron Man'ı söylemeden de geçmeyelim. Müzikleri de şahanedir.

Selamlar

tomrukcan dedi ki...

Sıtkı hocam, 2 ekim cuma mesai bitimine kadar yeni zagor yazınız gelmeseydi, hemen iş mahkemesine başvurup ZSB nin iflasını isteyecektim. Zira ona rakip "bu zagorun sözü" adında bir blog açmam an meselesi idi. Üstelik başlıkta kullanacağım zagor karesi bile hazırdı. bakınız :

http://img831.imageshack.us/img831/8981/zagorunsozu.png

Neyse, tam ibra kırmızıyı gösterdiğinde yazınız geldi :))

Demir adam'ın USB portundan virüs gönderme fikri şahane bence :) Ama duyduğum kadarıyla oraya USB den çalışan bir fan takmışlar. Yoğun mücadele gerektiren karşılaşmalarda, devreler aşırı ısınmasın diye böyle bir koruma geliştirmişler.
Ben zagorun yerinde olsam, karşılaşmayı darkwood bataklığındaki kulübelerinin önünde yapardım. Demir adam bataklıktan geçerken, devreleri ıslanıp, rezistansı kireç bağlayacağından, zaten eksozdan mavi duman atmaya başlayacaktır. Bu noktada zagor onu rölantide bile pataklar bence :))

tomrukcan dedi ki...

heh birde sıktı hocam, şu yorum penceresi olayından bizi kurtarsanızda, direkman yazının altına girsek yorumlarımızı, şahane olmamı?

tomrukcan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Sevgili Tomrukcan,
Yeni yazı hazır sayılırdı ancak imajlar için biraz çalışma yapılacaktı. Cuma günü de şehir dışında Bursa'da işlerim vardı. Hatta gece kalıp cumartesi de bir arkadaşımın kısa filminin galasına katılacaktım. Ancak Zagorcuların gazabından korkup, blogun camını çerçevesini indirmesinler diye Cuma akşamı atladım otobüse İstanbul'a döndüm. Geceyarısı evdeydim. Gelir gelmez de yeni yazıyı yayınladım. Ne kadar doğru yaptığımı anlıyorum :)

Bu arada yorumları yazının altında görmek için yazının başlığına tıklamak kâfi. Blogger'da başka bir parametre var mı bunun için bilmiyorum.

Selamlar...

tomrukcan dedi ki...

Sıtkı hocam
bildiğiniz üzere Zagor'da yapılacak bir görevi olduğunda yeri geldiğinde Çiko'nun motoruna conta yaktırmak pahasına bile olsa, gece gündüz durmadan yola devam eder. Sizinde bu gayretinizi takdirle karşılıyoruz ve ZSB okurları olarak kızarmış bir sülün ve elmalı turta ısmarlıyoruz size...

Yorum penceresinden kastım, yeni yorum girmek istediğimizde ayrı pencereler, pop-up to-jame'ler felan çıkıyor. Blogun kontrol panelinde böyle bir ayar olması lazımdı. Yorumları sayfanın hemen alt kısmına girebilmek için. Misal bakınız hayalkahvemde öyledir.

Bu arada demir adamın sistem hat mesajlarına bayıldım. Benim bizzat başıma gelen ve aldığım hata mesajı da çok ilginçi. Diskteki eski, işe yaramaz dosyaları silmeye çalışıyordum. aldığım hata mesajı şuydu : "bu işlemi gerçekleştirmek için yeterli disk alanınız yok" :)))

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Windows klavyeyi tanımadığında aldığım efsane hata mesajı şudur: "Keyboard not found. Press F1"

hayal kahvem dedi ki...

Nazım Hikmet’in bu şiirini çok severim. Şiir sanki makinalaşmaya
hevesli birinin hislerini anlatıyor
gibidir değil mi? Oysa asla öyle değil. Nazım Hikmet makinalaşmanın günümüzdeki kadar hayatımıza girdiğini görseydi acaba ne derdi? Düşünsenize görmeden, sezerek bu şiiri yazmış. Büyük bir şair olduğu kadar büyük bir deha aslında… Karamba karambita! Ama kız arkadaşları ve eşlerine yaptıklarını anlatmayayım burada:)
Neyse...

İnsan mühendisleri ergonomi ile yıllardır uğraşıyorlar ya... Hani makinalarla insanları uyumlu hale getirmeye çalışıyorlar..Yaptıkları çalışmalar sonunda hayatımızın her safhasına makinalar girmeye başladı. Memnuniyet verici uygulamalar oluyor tabii.. Geçen yaz bir yol çalışmasına denk gelmiştim. Güneşin o en cafcaflı saatlerinde koca bir taş kırma makinası ile tünel kazıyorlardı… Dedim ki eskiden nasıl yapılırdı bu inşaatlar… İyi ki şimdi makinalar var… İnsanların yaşamlarını kolaylaştırıyorlar. Zor şartlarda çalışmalarını engelliyorlar. İyi ama makinalar hayatımıza inceden ve çaktırmadan iyice nüfus ettikçe bizler de makinalara benzemeye başlayacağız diye korkuyorum.Robotlaşmaktan korkuyorum. Hislerimizi yitirmekten… Ya heyecanımızı yitirirsek, ya artık hiçbir şeye şaşırmaz ve hayret etmezsek, ya sevinmez ve üzülmezsek, ya hüzünlenip efkarlanmazsak? Of! Düşünsenize… Robot gibi.. Mesela Sıtkı Sıyrıl yazmadı mı bir süre… Adam sende… Başka bloglara gideriz dersek.. Tomrukcan 3. Öykü diye başlık atarak bir öykü yazmış? Ne ola ki? Öykü acaba 2. Öykü, 1.Öykü diye geri geri mi gidecek diye aklımızdan geçirip merak etmezsek bu hayat çekilir mi peki:))

Bende ilgi dağınıklı olduğunu söylemiş miydim daha önce? Zagor’la Demir Adam kapışıyordu ve biz onu yoracaktık değil mi? Peki:))

hayal kahvem dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
hayal kahvem dedi ki...

Aaa! Bir şey daha anlatmalıyım… Bir de Sıtkı Hocam bana, “Zagor dövüşürken kimsenin komplekslerini kullanmaz” der diye düşünürken, zarif bir lisanla “Tony Stark'ın kibri de iyi bir zayıf yön, atlamışız onu da, neyse ki Zagorcular tamamlıyor boşlukları.” demiş ya… Darkwood’un bütün davulları aşkına… Kızardığımı hissettim valla:) Nerden aklıma geldi biliyor musunuz verdiğim örnek? Bizim mahallede bir çocuk vardı.. Hani saçları, tüyleri filan kırmızı olan çocuklar vardır ya … Hah işte öyle bir çocuktu. Üstüne bir de yüzünde çilleri vardı:) Tam kapışırlar mesela başka bir çocukla tamam mı? Çocuk bizimkinin suratına “olur mu hiç çilli surat dön de aynaya bak!” dedi mi sanki birinci kroşe, arkasından gene tekrar edip “olur mu hiç çilli surat dön de aynaya bak!” deyince bir de sol kroşe yemiş gibi olur, kavgayı kazanacak haldeyken, dövüşü bırakıp giderdi.. Öyle çillerini kompleks ederdi… İşte o örneği Zagor ve Demir Adam örneğinde kullanmak istedim. Doğru bi şi değil mutlaka rakip de olsa koplekslerini yüzüne vurmak… Ama Tony Stark’da kibirli biri beyler... Ne yapayım yani:))

onkaplan dedi ki...

abi ne zamandir boyle gulmemistim ya:)

Adsız dedi ki...

Hahaha Zagor İron Man'in yanından bile geçemez.Çünkü İron Man bir kersinde bütün şehrin
elektiriği ile çarpılmıştı ve filminde de ark reaktörü patladığında yara bile
almamıştı (ark reaktörü zagorun haya bile edemeyeceği bir enerji taşır.Üstelik Demir
adam demirden değil altın titanyum ve aklıma gelmeyen paslanmıyan erimiye kırılmayan
(asla kırılmaz filimde kırılan bölgeler eklem kısmının açılmasıdır)bir
maddedendir.Sadece bükülebilir.Ve zırhı windows değil yapay zeka yani çökmez.Üstelik
zagor İron man in göğüs zırhından çıkan lazerden asla kaçamaz ve vurulursa ortada kemikleri bile kalmaz.Yani zagor demir adamı yenemez yazdığınızı okuyunca kahkaha attım.Saygılar :D