Zagor vs Diğerleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zagor vs Diğerleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Aralık 10, 2010

Zagor vs Türk Polisi


İlk Tahmin: Götürürler merkeze…
Olasılıklar: Gene çok zorlu bir rakip ile karşı karşıyayız.  Türk Polisi’ndeki muhalefet alerjisini biliyoruz. Tarih boyunca görevlerinin gerçekte ne olduğunu asla idrak edemeyip tamamen insani zaaf ve düşüncelerle, karşı taraftan ettiği nefreti işine yansıtan, hele ki kendisini yöneten siyasi odakların direktifleriyle birleştiğinde insanların üzerine katmerli olarak çöken bir teşkilat sözkonusu.  Solcusundan, öğrencisine, alevisinden memuruna, travestisinden, işçisine her türlü muhalif yapıyı, genel çoğunluğun arasında bir şeyler söylemeye çalışanları acımasızca ezen,  “155 Polis İmdat” servisinin yanına “551 İmdat Polis” servisi koysak daha çok aranacağı kesin, tamamen yozlaşmış bir kurum.  Milliyetçi ve islamcı fraksiyonlar dışındaki her türlü görüş, fikir ve topluluğa karşı arslan kesilen, canla başla mücadele eden, kendi canını hiçe sayıp en önde jop sallayan, kendisinin de etkilenme olasılığını dikkate almayıp biber gazlarını düşmanlara yiğitçe savuran insanlardan müteşekkil bir müessese.

Bu işin bir boyutu. Diğer tarafta üç kuruş maaş ile gecesi gündüzü olmayan, ölüm tehlikesi yüksek, zorlu  bir meslek var. Dünya standartlarında mesleki eğitim alamayan, olmak için insani bir özellik ya da bir yetenek aranmayan bir meslek. Bu iki boyut;  polisi, elindeki sopa gibi gören iktidarlarla da birleşince Türk Polisi’ndeki yozlaşma, kastını aşma, amacından sapma, işkence, darp hevesi… özetle çürüme  kolayca anlaşılıyor. Ezilen kitle, biraz yetki alınca diğerini eziyor. Tahlilleri işin ehillerine bırakıp, Zagor'un bu seferki rakibinin çok tehlikeli olduğuna ikna olup, karşılaşmamıza dönelim.

Zagor’un karşısına çıkardığımız rakipleri ikna etmek için öncesinde Melih Gökçek’in deyimiyle fitilleme yapıyorduk.   Ama burada fitillemeye ihtiyaç yok.  155’e bir telefon yetecek.

“Aloo, amirim burada acayip kıyafetli, baltalı falan bir adam var, çok tehlikeli, acil yetişin”

Deriz. Akabinde polisleri beklemeye başlarız. Ama o da nesi?  Gelen giden yoktur. Karakol iki sokak ötede oysa. Bekler dururuz. Zagor’un da canı sıkılır iki saat bekleyince. Neyse ki esnaf yetişir imdadımıza. “Abi gelmez onlar öyle balta malta olaylarında başka bir şey uydurun” der.  Elimizle alnımızı şaklatır ve acemiliğimize yanarız.  Hemen tekrar ararız 155’i.

“Amirim burada öğrenciler var. Anarşik, komünüs şeyler söylüyorl”

sözümüzü bitiremeden tepede helikopter seslerini, akabinde  gelen polis otobüsünü ve içinden çıkıp saniyesinde dizilen dizi dizi çevik kuvveti görürüz.  Şaşkınlığımızı bastırıp, telefonu kapatıp, Zagor’a “fight” deriz alelacele.

Zagor’un karşısındaki 1.500 adet polis, jopları, yani nam-ı diğer Haydar’ları ile  şeffaf kalkanlarına ritmik bir şekilde hızlanıp vurarak ortamı  iyice gerip adeta bir arena havasına sokarlar. Ellerinde balık adam gibi tüp taşıyan bir iki kişi, zirai ilaçlama elemanı edası ile elindeki biber gazı tüplerini tehditkâr bir şekilde sallarlar.

Zagor bu gösterilerden etkilenir, ama çaktırmaz.  “Bana liderinizi çağırın” diye ünler.  Ah be Zagor. Anladım ben seni. Baktın olmayacak liderleri ile dövüşüp yenen kazansın diyeceksin ama karşında  Pawnee’lerden Kızgın Geyik yok ki.  Karşında Türk Polis’i var. Kimler tatmadı ki o jopun tadını bir bilsen.

Bu arada arkadaki panzerin üstündeki hoparlörden bir ses duyulur. “Kırmızılı şahıs, derhal yere yatıp teslim ol”   diye.  Zagor bağırır. “En güçlünüz kimse çıksın karşıma adam gibi kapışalım, Zagor’un sözü bu” der.   Hoparlör “ Şahıs… Kırmızılı, bak o gömleğinin kollarındaki püskülleri yediririm sana, teslim ol derhal” diye devam eder.  Zagor artık sabrının sonuna gelip “AHHHHYAAAAAAAA!!” diye  höykürür adeta. Cümle çevik kuvvet buz keser. Hoparlör bile çığlığın frekansından “zzzzziiizoooiinn” diye cızırdamaya başlamıştır.

5-6 saniye süren ölüm sessizliğini arkalardan “Saldırııın” diye bağıran bir ses bozar. Tüm çevikler aniden taarruza geçer.


Zagor kendisine karşı taarruza geçen 1.500 kişiye karşı hemen bir plan yapar. Önce dalgıca benzeyen öndeki adamlardan birini tutup, tüpteki tüm biber gazını çevik kuvvete boşaltmaya başlar.  Rüzgarı arkasına alıp bir yandan da usul usul geriye doğru geçip arkasına kimseyi almamaya çalışıyordur.  Biber gazını soluyan Çevik Kuvvet’te hoşafın yağı kesilir. Suratlar buruşur,  ellerini dizlerine koyup nefes almaya çalışır çoğu. İlk dalgayı atlatan Zagor arkadan maskeleri ile gelen başka bir grubu görür. Biber gazı ile rüzgarın da etkisiyle maskesiz tüm polisleri saf dışı bırakan Zagor baltasını çıkarıp maskeli 50’ye yakın polise sıradan dalar.  Her ne kadar baltasını  “hard” moduna getirip en sert vuruşlarını da yapsa, robokop kıyafetli polisleri ancak sersemletebiliyordur. Bir beş dakika boyunca mücadele sürer. Zagor jop darbeleri alsa da halâ ayaktadır.  Manzara şöyledir. Yaklaşık 50 kişilik robokop polis grubu Zagor’u çembere almış boyuna onu jopluyorlar, Zagor’da  allah ne verdi ise çemberde kendisine en yakınlara baltası ile ekleştiriyordur. Ancak Zagor artık yorulmaya başlar. Arada yere düşer, kalkar, çömelir, mücadeleyi sürdürür. Üstelik göz ucu ile de olsa, ilerideki otobüslerden, mp5 otomatik silahlı takviye çevik kuvvetlerin de geldiğini görür.  “Bazukalar falan da meydana çıkmadan sıvışmalı” diye aklından geçirir de nasıl sıvışacaktır bu cehennemden?
Gerçekten karşılaşmanın bir anlamı kalmamış, yüzlere kişi tek bir kişiye saldırır durumdadır.  Zagor’un aklına bir fikir gelir.  Birden hazırolda durup, “Koooorkmaaaa, söönmezz buşş afaaaaak…. Lardaaaa yü  zeeeen” diye istiklal marşımızı söylemeye başlar. Çevik kuvvet afallar. Hepsi vurmayı keser, aralarında hazırola geçenler olur.  Zagor fırsat bu fırsat diyerek çemberi yarıp o sırada ilerideki caddeden geçmekte olan 28T numaralı İETT otobüsüne kendini atıverir.  Karşılaşma biter. Türk Polisi’ni kimse yenemez. Ee, Zagor’u da tabi.

Bu arada, Zagor’u görüyor musun?  Ertuğrul Özkök, Sertar Ortaç, Melih Gökçek diye Türkiye’ye gele gide İstiklal Marşı'ndan, İett'ye kadar öğrendi valla her şeyi . Allah bilir cebinde akbili bile vardır.

Cumartesi, Ekim 02, 2010

Zagor vs Iron Man

İlk tahmin:  Iron Man değil Demir adam!
Olasılıklar: Hmm. Güzel bir rakip geldi sonunda karşımıza. 
Iron Man’ın en güçlü yanı teknolojisi. Demir bir zırh ve nükleer enerjiyi hem uçma, hem de ateş gücü olarak kullanabilmesi. Hellingen de Demir Adam’a benzeyen Titan adlı bir robotla Zagor’un karşısına çıktı iki defa. Zagor ikisinde de robotu sanayi hurdalığına gönderdi. O yüzden Demir Adam'ı karşısında görünce afallamayacak, tersine nostaljiyle karışık bir özgüvenle Demir Adam'ın çipine çipine vuracaktır. 

Demir Adam, tüm enerjisini göğsündeki kabaca ifade ile bir pilden alıyor bildiğiniz gibi. Demir Adam'ın goğsündeki yuvarlağa basınca pili bitmiş oyuncak panda gibi kalıyor, biliyoruz. Punduna getirip oradaki butona basınca zaten karşılaşmayı bitiriyorsun. Aslında bir balta atışı ile karşılaşmayı bitirmek olası ama seyircinin parası yanmaması için kapıştıracağız mecbur. 

Ayrıca, filmlerinde gözükmüyor ama çizgi-romanda en kritik anlarda pilinin bittiğine, sisteminin mavi ekran verdiğine çok şahit olduk. Iron Man 2  filminde Ruku Mik bile indiriyordu neredeyse 2 tane elektrikli kırbaçla. Ya da Biraz kimya bilgisi olan herkes içinde asit olan su tabancası ile Demir Adam'ı delik deşik edebilir. Ya da bir alev makinası hatta pürmüz ile Demir Adam'ı eritebilir, daha sonra biraz demircilik bilgisi ile çekiçle vura vura  hatlarını yumuşatıp Demir Kadın'a döndürebiliriz. Uzun vadeli düşünüyorsanız tuzlu su ile Demir Adam'ı pas içinde bırakıp hareket etmesini engellemek de bir yöntem olabilir. Yani Demir Adam her ne kadar güçlü kuvvetli gözükse de zayıf yanları da çok. O yüzden Zagorumuzu korkutamaz.

Bununla birlikte Demir Adam, demir yumruklarından ziyade avucundan çıkarttığı ışın ile çok tehlikeli olabiliyor. Öncelikle Zagor bir iki yoklama sonucu bu ışından kaçması gerektiğini anlar. 

Zagor’un baltası maalesef Demir Adam'ın kaportasında çiziklere sebep olmaktan başka bir işe yaramayacaktır. O çizikler de zaten bir pasta cilaya bakar. O yüzden baltayı kullanamıyoruz. 

Demir Adam’ın çelik zırhındaki fonksiyonları aynı bilgisayarlarımızdaki gibi bir işletim sistemi yönetiyor.  Zagor bu bilgiyi bilmese de olayın zırhta olduğunu içinde cascavlak bir insan evladının olduğunu hemen kavrayacaktır. Demek ki mekanizmaya birşeyler yapmalı. 

Aslında bana kalsa Demir Adamın usb portundan  tüm abuk subuk virüsleri ver edip, sonra Demir Adam uçarken sistemin kendisini restart  etmesiyle oluşacak cümbüşü izlemek var ama Zagor bu yöntemleri kullanamaz haliyle.  (Hatırlayın Total Recall’da Arnie abimizin üzerindeki yapay dokudan oluşan kadının zırhı nasıl da bozuluyordu? Olay mekanizmayı bozmak)

Zagor arkadaki fabrikadan çektiği kalın mı kalın elektrik kablosu ile Demir Adam’a yaklaşır. Demir Adam "tozzie", "pozzie" diye avcundan ateş etse de Zagor sıyrılıp, zıplayıp kabloyu Demir Adam’a dolamıştır bile. 

Tam da burada konu ile ilgili acı  bir tecrübemi anlatmak isterim. 10 sene önce oturduğum evin yakınlarına düşen bir yıldırım sebebiyle  telefon kablosunu yakarak bilgisayara giren elektrik, tüm anakartı ve geçtiği yolları dağıtmış, benim bilgisayarı, cd-rom’u guguklu saat gibi sürekli açılıp kapanırken, adeta içine cin girmişcesine bulmama sebep olmuştu. Elektronik sistemlere haric yollardan elektrik vermek hoş olmayan sürprizler demekti. 

Zagor elektriği veren de… 2. filmde de gördük. Ruku Mik eğer ralli sahnesinde biraz daha dayansaydı az sonra yazacaklarımız zaten olacaktı. Elektriği yiyen Demir Adam’ın işletim sistemi sapıtmaya başlar. Demir Adam’ın gözlerinin önünden tüm hayatı film şeridi gibi değil baya avi uzantılı bir film olarak geçer. Son bir hamle ile kendini kurtarmak istese de Zagor hem kabloyu komple Demir Adam’a dolamış aynı zamanda onu yere domaltarak kıskıvrak sarmıştır. Demir adam kıpırdayamaz. İşletim Sistemi maymalamaya devam eder. Yanık kablo kokusu duyulur. Göğüsteki yuvarlak buton hızlanan kalp atışları gibi inip çıkmaya başlar. Avuçlardaki deliklerden havayi fişekler çıkıp patlamaya başlar. Demir adam lig tv’yi şifresiz çekmeye başlamıştır.  Zagor istifini hiç bozmadan rakibini sıkmaya devam ediyordur. "Döngüsel artıklık denetimi", "bellek read olamadı", "program satıcınızla görüşün" hatalarını veren işletim sistemi artık dayanamaz ve tüm zırhı tuz buz ederek çöker. 

Alttan beyaz don ve atleti ile cascavlak bir insan evladı yani Tony Stark savunmasız bir şekilde çıkmıştır. Zagor sağ eliyle ona doğru bir hamle yapar yapmaz Tony Stark abartılı bir şekilde ellerini kaldırarak tırsaki moduna geçer. Zagorumuz sağ eliyle başladığı hamleyi, parmak uçlarını birleştirip Tony Stark'ın erojen bölgesine götürüp, ağzıyla “ccccücccük!” efekti yaparak bitirir. Zagor kazanır.

Cuma, Mayıs 28, 2010

Zagor vs Black Smoke

Uyarı: Aşağıda okuyacağınız karşılaşma, Lost adlı dizinin finalini izlemeyen insanlarda tabaktaki son çekirdeğin çürük çıkmasına benzer bir hissiyat yaşatabilir.

İlk tahmin: Zagor Kara Duman'ı alır, Tunikanlar’a mesaj olarak yollar, siz ne diyorsunuz.

Olasılıklar: Biliyorsunuz Lost adlı dizide Black Smoke yani Kara Duman adlı bir musibet var. (Ki dizide kendisini bronzlaşmanın ötesine geçip iyice kararan Fedon canlandırmaktadır. bkz.imdb) Kara Duman altı sezon boyunca az çektirmedi adadakilere. Bu Kara Duman denen musibetin aslında Zagor’un defalarca alt ettiği Kızılderili efsanesi kötü ruh Wendigo’dan çok farkı yok. Aynı Wendigo gibi ölmüş kişilerin kılığına girebiliyor. "Çıkırıkı çıkırıkı" sesleri çıkarıp, "auuuuunn!" diye bağırıp hasmına duman formunda yaklaşıp sarıp buruşturabiliyor, tutup yere çalabiliyor. Çalıyor da karşısında bu sefer şaşkın tavuk bakışlı Lost ahalisi yok, Zagor var. N’apar olum Zagor adamı?

Zagor ile karşı karşıya kalan Kara Duman önce Zagor’a babası Mike Wilding şeklinde gözükür. Zagor baştan afallasa da, daha önce aynı sahne Wendigo’nun benzer hilesiyle tekrarlandığından anında ayar ve Kara Duman’a, sadece gerçek babasının bilebileceği, “Ben küçükken kaç yaşındaydım” “Kamışa ilk ne zaman su yürüdü” gibi bir takım sorular sorar. Afallayıp "çıkırıkı çıkırıkı" sesleri ile zorlanan işlemci gibi öten Kara Duman’ın babası olmadığını kesinleştiren Baltalı İlah baltayı aynen ekleştirir babası kılıklı Kara Duman’a.

Baltayı yiyince yarılan kafadan duman olarak çıkıp özüne dönen Kara Duman bu sefer Frida’nın kılığına girip çıkar Zagor’un karşısına. Zagor uzun zamandır görmediği biricik aşkı Frida’yı karşısında görünce bir hüzün bulutu gözlerinden yalım gibi geçer ancak tabi ki yemez bu numarayı ve Kara Duman’ın iyice terbiyesizliği ele alıp bir sonrakine dayısı, yengesi kılığına girmesine fırsat vermeden daha güçlü bir şekilde bir kez daha baltayı ekleştirir Frida kılığındaki Kara Duman’a.

Kara Duman, balta darbelerinden sersemleyip Terminator II’nin finalinde erirken daha önce girdiği tüm kılıkları 30 saniyede tekrar eden T-1000 gibi maymalar ve sırayla Süleyman Demirel, Reha Muhtar, Erdal İnönü taklitleri yapmaya başlar.

Mecburen atılan restartan sonra kendine gelen Kara Duman başkasının kılığına girerek bu işin olmayacağını anlar ve asli formu olan dumana dönüşerek tüm korkunçluğu ile Zagor’a doğru ilerler. (Çıkırıkı Çıkırı…)

Hasmının manyetizmaya olan alerjisini, iki manyetik alan arasından geçmeye tırstığını bilen Zagor elindeki iki adet at nalı şeklindeki kocaman mıknatısı Kara Duman’a doğrultarak onun bir çeşit manyetik alan cereyanında kalmasını sağlamaya çalışır. (Ahaha. İlahi Zagor, alemsin. Benim bile aklıma gelmezdi bu.)

Kara Duman, mıknatıslardan gıdıklanmaz bile ve fizik bilgisi neredeyse sıfır olan Zagorumuza bu hareketi pahalıya ödetir. Bacaklarından sarılıp, kendisini 32 mt öteye fırlatır. (Ops!)

Kara Duman, Zagor’un o şiddetle bir ağaçta patlayıp ikiye ayrılacağını zannederken, Zagor aynen beyaz geri ışığını yakmış melodili geri vitesli kamyonet gibi gayet kontrollü bir şekilde geri geri uçar ve bir dala elini atarak artistik bir şekilde dönüp (bkz: Zagor’un dövüş figürleri 3) iki ayağı üzerinde durarak anlamlı bakışlarla bakar hasmına.

Kara Duman bu hareket ve bakışlardan etkilenir ama durmaz. “Auuuuuun” diye kökleyerek Zagor’a doğru uçar. Aynı anda Zagor’da “Ahhyaaak” diye ünleyerek elini cebine sokup bir avuç külü önce etrafına döker akabinde hızla üzerine gelen Kara Duman'a fırlatır.

Kara Duman külü yiyende… Yekpare formundan saliseler içinde tuz buz parçalara ayrılan Kara Duman, kalbine kazık çakılmış vampir gibi debelenmeye başlar. "Çıkırıkı çıkırıkı" yerine “Aman aman, oyyy” sesleri kaplar ormanı.

Zagor bir faraş ile kalan duman parçalarını yelleyerek iyice bitirir Kara Duman’ı ve adanın tıpasını çekmeye bile gerek kalmadığını, karşılaşmanın gayet kolay geçtiğini düşünerek döner Darkwood’a.

Cuma, Şubat 19, 2010

Zagor vs Tarkan

İlk Tahmin: Çok yanlış iş yaptık çook!

Olasılıklar: Olasılık falan yok. Zagor Tarkan’ı döver dövmesine de bunu nasıl usturupluca yazacağız, milliyetçi çr severleri incitmeden nasıl sıyrılacağız onu merak ediyorum. Öncelikle Sezgin Burak’ın şahane eseri Tarkan’a karşı boynumuz kıldan ince onu söyleyelim. Bizim kapıştırdığımız Tarkan, çizgiromandaki değil yeşilcamdaki Tarkan yani Kartal Tibet’tir.

Bir kere kurt falan demeyin sakın. Çizgi-romanda pek cevval pek atılgan ama filmlerinde gördük tek numarası var paçadan tutup çekiştirmek, bir de karşıdaki kişinin elinde bileklik var ise onu tutup çekiştirmek. Zagor kendisine karşı koşan kurdu görünce seri bir şekilde yerden taş alıp atarmış gibi yapar ve kurdu savuşturur. Kalırlar karşı karşıya. Zagor’un elinde baltası, Tarkan’ın elinde keskin kılıcı.
Ancak o da ne. Tarkan’ın peruğundaki kahkül sürekli yüzüne düşer ve Tarkan’ın görüş alanını sınırlandırır.. Tarkan üfleyip kahkülü attırmaktan maça konsantre olamaz bir türlü. Neyse, Tarkan ya Allah deyip Zagor’un üzerine atlar, Zagor Tarkan’ı kılıç tutan bileğinden yakalayıp, ayağını göğsüne dayayarak, eğilip üzerinden aşırtıverir. Aşırtıverir de aşırtıvermeyeydi daha iyiydi. Tarkan tepeden uçarken kıyafetin altından gözüken büllük Zagor’u sıyırarak geçer neredeyse.
Tarkan hızının ivmesiyle uçup 3 metre ileriye düşer. Bu arada da süper mini kıyafeti tüm cüretkârlığı ile saklamaya çalıştığı takım-ül taklavatı cümle aleme gösterir. Eyvah ki eyvah! Hem seyredenlerin hem de Zagor’un içi bir mayhoş olur. Gözleri flash patlamışçasına körelir. Bu manzara karşısında Zagor da dahil herkes hemen arkasını döner; bazıları da eliyle siper eder gözlerini. Tarkan bu afallamadan yararlanarak kalkıp tekrar saldırır. Zagor’u arkadan yakalar ve kollarıyla sıkar.
Zagor az önce gördüğü manzaranın da etkisiyle şimdi de arkadan dayamış olan Tarkan’dan öyle bir huylanır ki; enseden aşağı öyle bir ürperme iner ki, can havliyle de olsa elleriyle arkadan Tarkan’ın kafasından tutup, son gücü ile fırlatır. Tarkan, maalesef yaklaşık 50 km/s hız ile 10 metre ilerideki bir duvarda patlar. Tarkan’ın artık kalkmaya mecali yoktur. Zagor hissettiği karmaşık duyguları ile gücünü ayarlayamadığından dolayı vicdanen de üzülerek Tarkan'ın yanına gider ve pansumanına yardımcı olur. Tarkan fısıldayarak “ sağol dostum, benim mağarada şifalı su var, ona girerim bir şeyim kalmaz” diyerek Zagor’u cevaplar. Karşılaşma biter, Zagor kazanır. (iyi yırttık!)

Pazar, Ekim 18, 2009

Zagor ve Hayvanlar Alemi

Duyuyorum, okuyorum bazı bazı. Yok efendim Zagor şu adamı nasıl yenermiş, ama bu kişiyi yenmesi imkansızmış ve bunun gibi bir sürü lakırdı. Argüman da şu: Zagor bir sürü kavgasında sopa yemiştir, yakalanmıştır, yenilmiştir. Tamam, bu gerçeği kimse yadsımıyor. Ancak kabul edelim, bu sözü edilen sopa yenen kavgaların hepsinde bir üçkağıt mevcuttur. Ya çok kişi dalarlar (Çok= gerçekten çok) , ya bayıltıcı toz atarlar, ya ölmüş taklidi yaparlar, bu ve bunun gibi bir sürü adi hile ile Zagor’u o an için alt edebilirler. Ettiler de. İlk olarak, Zagor’u dürüst bir kavgada yenmeniz imkansıza yakındır, bunda mutabık kalalım. İkinci olarak o anki ahval ve şerait içinde Zagor’u alt ettiniz diyelim. Bu asla uzun sürmeyecek Zagor bir şekilde kurtulacaktır. Alt ettiğiniz an öldürmeye çalışsanız olmaz. Zira: (Bkz: Zagor’un ölümsüz olması) Daha fazla detaya girip, kanıtlar sunmuyorum, Zagor okuyucusu bunu bilecektir. Bilmeyenler için de
kitaplarımızda tek tek yazdık, bir zahmet okusunlar.

Konumuza dönersek, Zagor’un bazı kahramanlarda default olarak gelen, kurt, at, köpek, sincap gibi hayvan kanka müessesesiyle işi yoktur bildiğiniz gibi.
Hayatı münasebeti ile hayvan besleyecek
bir düzeni de olmadı hiçbir zaman. Bir tek birkaç macerada musallat olan kanguru, penguen, ördek karışımı enterasan hayvan Going Going’e sem
pati besledi. Bu yüzdendir ki hayvanlarla ancak onlar kendisine ya da birilerine saldırdığında karşı
karşıya geldi. Zagor türlü türlü mahlukatı gerek yumruk, gerek uçan tekme, gerek kafa atarak devirmiş, "teketekte yenilmesi imkansıza yakındır" iddiamızı makul hale getirmiştir.

Buyrun. Koca gidi arslanı tek yumrukla yere seren bir kişidir Zagor. Bu gücü tasavvur etmek için, hayvanat bahçesine gidip, arslan karşısında birkaç dakika düşünmek kafidir.
Kedi familyasının Zagor evreninde faydalı bir iş yaptığı görülmemiştir. Varsa yoksa kabilelerin arasına dalıp asayişi bozmak. Böyle olduğunda da Zagor ile karşılaşmak mecburi oluyor. Arslanı yumruk manyağı yaptı diyorum jaguardan mı korkacak.
Familyanın asi çocuğu puma. Ancak 60 km hızla koşup bir tane yavru geyik avlamayı bilirsiniz. Müstahak bunlar sana.
Timsahla birden fazla karşılaştı Zagor. Bir timsah karşısında, rahmetli timsah avcısını kıskandıracak kadar rahattır. Timsah zaten aerodinamik olarak belli hantallıklara sahip. Ağzını kapatacaksın ya da ağzı açıkken ağzına bir şey sokup kapatamamasını sağlayacaksın. Göbeği de yumuşacıktır. Boydan boya yardın mı bıçakla bitti gitti.
Ahtapot salatası gerçekten enteresan bir meze. Yalnız ahtapotu öncesinde duvara iyi vurmak gerekiyor. Yoksa sert kalıyor.
Normalde gördüğü bir yılana saldırmaz Zagor. Ancak bir hıyanet, bir musibet, bir sinsilik oldu mu, kafaya yersin baltayı.
Ayı hantaldır tamam. Belki ben bile karşısına bir balta ile çıksam öldürebilirim. Ama çıplak elle ayı öldürmek. Hele ki ayıya kafa atmak diyor ve diğer hayvana geçiyorum.
Balina avı yapmamış bir kahramanla, fumetti kahvesinde çok pis dalga geçiyorlarmış. Zagor da kahvede lavuğun biri laf atar, başımızı belaya sokar diyerekten, kuzey maceralarının birinde o işi de görmüştür.
Geyik deyip geçmeyin. Yabanileri, insana saldıranları var. Boynuzunu dağa taşa sürtüp bileyleyeni var. O yüzden bu vahşi geyiklere çok kıl olur Zagor. Körpesini ise sever. İkisini de öldürür, ikisini de yer. (zengin kafiye) Bu geyiklerin etini kurutup aylarca heybede taşıyıp, zor zamanlarda katık yapabilirsiniz. Eti çok bereketlidir.
Zagor’un üstünlüğüne kanıt karşılaşmalardan biri daha. Full kontak mı yapıyorsun, dövüş sanatları mı biliyorsun, Ninja mısın? Hiç fark etmez. Bir kartal sana havadan saldırsa kılını kıpırdatamazsın. Hem gaga hem de pençeler ölümcül yaralar açabilir. Tex’in Chicago’daki bir macerasında da gördük. Bu yabani kuşlar kaç kişiyi öldürdü. O yüzden, yabani bir kartalı bile yenen Zagor, Conan’ı devirince şaşırmasın kimse.
Zagor her ne kadar suda hızı azalsa da çevikliğini muhafaza eder. Bir timsahı suda öldürmek daha kolayken, bir köpekbalığını öldürmek her babayiğidin harcı değildir. Ancak bıçak şart tabi bu tür karşılaşmalarda.
Kurt tek başına Zagor’a karşı bir tehlike arz etmese de, toplandıklarında çok tehlikeli olabiliyorlar. Ateş, balta ve tabanca etkili yöntemlerden.

Bağlayalım: Bunlar dışında nice fantastik hayvanı da telef etti Zagor. Olimpos macerasında üç kafalı iri bir köpeği devirmişti mesela. Doğa acımasız, hayvanlar ise en usta avcılar. Fakat Zagorumuz, içgüdüsüyle, bildiği tek şey olan öldürme güdüsüyle, saf acımasızlık ile saldıran hayvanları bile birkaç hamle ile evcilleştirebiliyor. O yüzden artistlik yapıp Zagor’un karşısına çıkacakları uyaralım. Kan alırlar kan…

Pazartesi, Ağustos 24, 2009

Zagor vs Diğerleri (5.Tur)

Zagor vs Tenten

İlk Tahmin: Ertuğrul Özkök’ü dize getirdi, Tenten’i mi dövemeyecek Zagor.
Olasılıklar: Ahmet Yılmaz demişti zamanında Tenten’e. Yavrum çocuk musun, adam mısın, gazeteci misin, karikatür müsün diye. Gazete
den harcırahı alıp diyar diyar gezmesini biliyor bir tek. Korkusuz da bir çocuk, tekme tokat dalıyor, köpeği Fındık’a kıs kıs yaptırtıyor da Zagor karşısında bir şansı olamayacağı açık. Hadi Z
agor’un kirli çamaşırları olsa onları açığa çıkarmakla tehdit edebilir en fazla ama Zagor püripak tertemiz adam. Kendimden kuşkulanırım, ondan kuşkulanmam. Bu şartlarda Tenten’i aynen paketler Zagor. Çizgilerine laf yok tabi.
Zagor vs Zagor

Ah ah. Aynı "Kramer Kramer’e Karşı" gibi oldu. Yok abicim yok, psikolojik göndermeler yapmayacağız. Harbiden Zagor ile Zagor’u dövüştüreceğiz. Ki aslında zaten bu karşılaşma eski sayıların birinde oldu. Onu yazıcam bitti gitti.

Zagor’un tıpatıp aynısı bir adam var. Bu afacan Zagor’un kıyafetlerinden bir takım yaptırıp çıkmış piyasaya. Millet anlayamıyor tabi ki kim orijinal Zagor kim sahte. Mecburen kapıştılar bunlar finalde teketek. Bu karşılaşmada olasılık falan yok tabi ki. Zagor 1000 defa da karşılaşsa alırdı ve bu sefer de aldı zaten. Zagor oğlum bu. N’apar adamı? Geride tek bir problem kaldı. Karşılaşmayı kazanan orijinal Zagor mu yoksa sahte Zagor mu bilemiyoruz. Gerçi çok önemi de yok. Zagor kazandı, bitti.

Zagor vs Serdar Ortaç

Gene çok zorlu bir rakip ile karşı karşıyayız. Önce biraz rakibimizi tanıyalım: Karşımızda sadece bir popçu değil, aynı zamanda milliyetçi ve belki Türkçü diyebileceğimiz bir kahraman var. Çıplak sesi normal bir insanı sersemletebilirken, elektronik ritimlerle birlikte karşısındaki bir insanın östaki borusunu beş on saniye içerisinde çatlatıp, kulaktaki denge merkezini tarumar edip adamı yere çalabilir. Aniden Michael jackson’dan Billie Jean söyleyebilme, seri bir şekilde çatal kaşık fırlatabilme, ilk meşhur olduğundaki küt kesimli saçlarından oluşan peruğu ile hasmını korkutabilme, "topu topu 7 nota var kaç ayrı beste yapılabilir ki” şeklinde o sırada şimşekler çakmasına sebep olacak kudretteki vecizeler ve bir ok gibi hasmının kalbine saplanan şarkı sözleri söyleme gibi yetenekleri var. Adeta her yerinden çeşitli silahlar çıkan bir ninja gibi.

Zagor’u salalım Serdar Ortaç’ın karşısına ve fight! diyelim. Serdar Ortaç hızla saldırıya geçerek yüksek sesle bir şarkısını söylemeye başlayarak hamlesine başlar. Zagor, enteresandır ama hiç etkilenmez. Serdar Ortaç baslar, tizler ve diğer tüm elektronik üçkağıtla volume’u artırır. Zagor’da hala tık yoktur. Baltası ile Sayın Ortaç’ın üzerine yürümektedir. Serdar Ortaç hafiften endişelenmeye başlar karşısında Ahmet Kaya, Tarkan, evde kalmış bir kız güruhu ya da dejenere bir kitle olmadığını anlamıştır. Hemen çatal kaşık fırlatarak b planına geçer. Zagor kendisine karşı gelen jumbo malı ölüm aletlerinden müthiş refleksleriyle baltasıyla her birine seri bir şekilde vurarak kurtulur. Bu sırada Zagor’un kulağındaki tıkaçları görürüz. Vay kurnaz vay. Ondan etkilenmemiş demek ki Serdar Ortaç’ın müthiş sesi ve müziğinden. Ee, sadece kas gücüyle Zagor olunmuyor diye boşuna söylemiyoruz. Neyse çatal bıçaktan da kurtulan Zagor, Serdar Ortaç’ın küt kesimli peruğunu takıp Zagor’u kör etmesine fırsat bırakmadan baltasını rakibinin kafasına ekleştirir. Tek darbe ile yere yıkılan Serdar Ortaç’ın yerde hareketsiz bir şekilde yatmasına rağmen ağzının kıpırdadığını görürüz. Kulağımızı ağzına yaklaştırsa idik kısık sesle de olsa Billie Jean’ı söylediğini, aslında etkisiz hale gelmediğini, bir süre sonra gene eski gücüne kavuşacağını anlayabilecektik. Ancak Zagor’un huyu bu. Düşene vurmaz. O başka bir macerada ona her türlü hinliği yapacak olmasına karşın onu yok etmez. Hadi Serdar Ortaç, yürü git işine. Bir daha bu kadar kolay kurtulamazsın söyleyeyim.

Pazar, Ocak 11, 2009

Zagor vs Melih Gökçek

İlk Tahmin: Gökçek alır. Ah ah. Şaka yahu. Zagor alır tabi ki. Ee, Zagor alır değil mi? Hı?

Olasılıklar: “İyice saçmaladın be hacı, Melih Gökçek nerede Zagor nerede demeyin” dostlar. Ben bir şekilde Melih Gökçek’e haber uçuruversem “Zagor senin hakkında şöyle böyle demiş” diye, “fitne fücur yapmış” diye; benim bildiğim Melih Gökçek bu çizgi-roman kahramanıdır demez, 1800’lü yıllarda yaşamış demez, bir şekilde Zagor’u bulur ve onu düelloya davet eder. Elbette ki Melih Gökçek, Zagor karşısında er meydanında değil,  en güçlü olduğu arenada, yani televizyonda savaşmak isteyecektir. 

Elinin altında, aralarına beyaz kağıtlarla ayıraçlar konmuş  yüzlerce Zagor cildiyle gelen Melih Gökçek’i görür gibiyim. Elindeki Zagor cildini kameralara sallayarak, “Bırak şimdi Ankara halkını, sen bu karelere cevap ver. Kızılderili halkının koruyucusu geçiniyorsun ama bak bu kadar Kızılderili öldürmüşsün, işte
 belgeler,  duman vererek, ışık gösterisi ile kızılderilileri ilahım ben diye kandırıyorsun. İşte hepsi yazıyor. Hem ilah ne demek. Sümme haşa. Sen Allaha karşı mı geliyorsun” diyerek Zagor’a durmadan vuracak. Yetmeyecek, “Peki ya  Çiko ile tek başına geçen geceler, o kulübede iki erkek neler çeviriyorsunuz kimbilir” diye  belaltı çalışmaya devam edecek. Ola ki tartışmanın yöneticisi Uğur Dündar “aa bu kadarı da fazla ama Sayın Gökçek” diyerek araya girmek istesin, ona da “Siz hiç konuşmayın. zaten Martin Mystere diye gene aynı yayınevinin başka bir kahramanına olan aşırı benzerliğiniz yüzünden Zagor’un tarafını tuttuğunuz belli, bana komplo yapıyorsunuz…” diyerek onu da susturacaktır.

Zagor alışık olmadığı tüm bu kakafoniden sersemleyecek ve Melih Gökçek ile  iletişim kurmanın tek yolunun beden dili olduğunu anlayacak akabinde baltasını sakince masanın üzerine koyacaktır. 

Melih Gökçek elbette bu tür imâlara pabuç bırakacak biri değil. Baltayı görür görmez anında korumalarını devreye sokacak, ayrıca, samuray kılıcı sahibi olan oğullarını da Zagor’un üzerine salacaktır. Üzerine saldıran onlarca kişiyi gören Zagor, derin bir “ohh” çekecek ve en iyi bildiği işi yaparak herkesi sıradan güzelce paketleyecek,  tek başına kalan Melih Gökçek’in üzerine yürüyüp  “baltam gelecek kellen gidecek” diyerek onu iyice korkutacaktır.  Melih Gökçek tüm korkusuna rağmen  en güçlü silahı olan 32 dişe keman çaldıran müthiş sırıtışını yaparak son kozunu oynayacak, hatta dişlerinden yansıyan parlama ile  Zagor’u kısa bir süre afallatacak, ancak “ahyaak” sesi akabinde baltanın kafaya ekleştirilme efekti  ile karşılaşma bitecektir. 

Ancak benim bildiğim Melih Gökçek bunu Zagor’un yanına bırakmaz. Her gün yapacağı bir basın açıklaması ile Zagor hakkında binlerce iddiada bulunacak, Zagor balonları yaptırıp kameralar önünde bunları patlatacak, en iyi ihtimalle üşenmeyip kendini Darkwood’un bağlı olduğu Pennsylvania’dan senatör seçtirip Zagor’u yerinden yurdundan edecektir. Nerden bulaştıysak bu adama... 

Cumartesi, Kasım 01, 2008

Zagor vs Diğerleri (4. Tur)


Zagor vs Wolverine

İlk Tahmin: Zagor çok pençelinin boynunu kırdı.

Olasılıklar: Bu X-men güruhu sakat harbiden. Men diyorlar ama içlerinde kadınlar falan da var. Okuduk gördük, bunların arasında kin, nefret, fuhuş her şey var. Kontrolden çıkmış, ahlaken çökmüş bir topluluk.  İçlerinde en delikanlıları  Wolverine’dir zaten. Tersi de çok pistir. Ama Zagor oğlum bu, n’apar adamı? Zagor  arkaya geçip kurt kapanı yapana kadar o keskin tırnaklardan nasibini alır kesin. Zagor az arslanı kündeye getirmedi, az leopara şark kündesi çekmedi. Bu mahlukatın tırnak bakımından Wolverine'den bir farkı yok. Olay: bir hamlesini boşa çıkartıp arkadan kurt kapanı yapmak, onu sıkıp buruşturmak, akabinde bir güzel bağlayıp abiyi paketlemek. Bu klasik hareketten sonra Wolverine’in yapacağı bir şey yok artık. Yok da adam ölmüyor, yaralarını da iyileştiriyor namussuz. İpleri çözüp salamazsın da. Direkt girişir, laftan anlamıyor sinirlenince. En güzeli, bir at arabasına takıp kendisini biçerdöver olarak kullanmak. Ver kızılderililere tarıma geçsin adamlar hiç yoktan. 

Zagor vs Asterix

İlk Tahmin : Yok daha neler!

Olasılıklar: Asterix’i severiz. Özellikle o Galya köyünün ve sayko vatandaşlarının hastasıyız ama şimdi karşısında salak lejyonerler yok, kapı gibi Zagor var, balta var. Kaldı ki, o devegücütazıhızı şerbeti midir iksiri midir nedir onu içmeden zaten tırt bir adam kendisi. Hadi dopinge göz yumup içirelim onu da, Zagor o devegücütazıhızının harman olduğu yerden geliyor. Ayı pençesi var Zagor’da, beygir hızı var, dinozor testisi var.  Yakaladı mı bu mizahçıdır hayatı karikatüredir demez pekmezi akıtıverir. Yol yakınken aklını başına devşir, köyünden dışarı çıkma. Gerçi kafanız çalışsa Hopdediks’e, “sen küçükken şerbet kazanına düştün sana şerbet yok” diyeceğinize hepiniz kazanın içine girip yıkanıp bir daha iksirle miksirle uğraşmazsınız ama. Neyse, Hopdediks’e selamlar.  Zagor wins.

Zagor vs Hulk

İlk Tahmin: fifti fifti.

Olasılıklar: Hiç kıvırtmayalım, Hulk Zagor’u tuttu mu taşlara taşlara çalar. O yüzden Hulk’a yakalanmak yok. Zagor salt fiziksel gücü ile değil zekası ile de bir çok düşmanını yenmiş biri. O yüzden zaten Hulk’un karşısına körlemesine çıkmaz. Muhtemel hamlelerinden kaçıp, kaçarken baltayı kafayı ekleştirmeyi bir yandan da Hulk’un pantulunun nasıl olup da bir türlü komple yırtılmadığını düşünecektir. Hulk’un olayı sinirlenince her insanda olan delirmenin biraz abartılmışı. Adamı kızdırmayacaksın. Hamlelerinden bir kaçtın, iki kaçtın, üç kaçtın… Zaten adam şaşırarak sakinleyecektir. Sakinleşince enseden iki sıvaz da yaptın mı o gırlamaya başlar. 30 saniye sonra da  eski haline döner. Erkeklerdeki lanet Hulk’ta da olduğundan yamuşayan küçülen vücudun tekrar sertleşip büyümesi bir müddet süreceğinden bu sırada Zagor Hulk’u bir iki tokatla yere yıkacaktır. 

Zagor vs Red Kit

İlk Tahmin: Red, hiç bulaşma bu işe stop. Daltonlar kaçmış stop.

Olasılıklar: Red Kit, gölgesinden bile hızlı silah çeken bir kovboy. Bir düello ortamı olsa, her ne kadar Zagor  silahşörlükte de çok usta olsa da Red Kit’in daha hızlı silah çekeceği muhakkak. Vurur, vuramaz, Zagor vurulsa bile üstüne atlar, atlayamaz bilemiyoruz da biz burada düello yaptırmıyoruz abicim be. Er meydanına  çıkıp direkt dalıyor rakipler birbirlerine. Bu meyanda Red Kit bir tokatla yere serilecektir kuşkusuz. Geçmiş olsun.  

Pazartesi, Kasım 26, 2007

Zagor vs Diğerleri (3. Tur)

Zagor vs Kinowa
İlk Tahmin: Zagor Kinowa’nın anasını bile satar.
Olasılıklar: Olasılık falan yok. Kinowa dediğimiz adam ailesinin Kızılderililer tarafından öldürülmesini görmüş, kendi kafa derisini de yüzdürmüş akabinde olayı anlamadan dinlemeden, o zamanın koşullarını şartlarını düşünmeden kişisel bir intikamla tüm Kızılderili ırkını yok etmeye and içmiş, bir de utanmadan kafasına ördek derisinden maske yapan, boynuz takan (artık karısı ile ilgili ne biliyorsa) kafasız, fanatik, cahil bir adamdır zaten. Öyle süper güçleri ya da üstün bir yeteneği falan da yoktur. İşi gücü pusuya düşürüp zavallı Kızılderilileri öldürmektir. Zagor zaten içinden “Ah bir Kinowa ile karşılaşsam da ona Neşeyle Tonka’nın, Arzuyla Susuz Kaya’nın selamını söylesem” diye geçirmektedir. Bu ahval ve şerait içinde Kinowa’yı versek Zagor’un eline, Zagor Kinowa’yı önce eşek sudan gelene kadar dövecek, sonra da kafasındaki ördek derisi maskeyi çıkarıp, keline bir tane şaklatıp kafasına bonus peruğunu geçirecek, Kinowa’yı atına bağlayarak atı bu şekilde Kızılderili yöresine doğru dehleyecektir. Oh olsun ama. Zerre acımıyorum.
Zagor vs Martin Mystere
İlk Tahmin : Böyle maç mı olur be?
Olasılıklar: Şimdi Martin Mystere zaten arkeolog bir insan. Yumrukları fena değil aslında ancak hiç öyle güçle kuvvetle işi yok. Zaten gelmiş 60 küsur yaşına. Martin amca diyoruz kendisine. Fiziksel gücü ile değil zekâsı ve bilgisiyle yeniyor düşmanlarını. Bu meyanda kendisini ittirip Zagor’un önüne atarsak Zagor harcar Martin amcayı. Ancak Martin amcayı iri bir bünye olan yardımcısı neanderthal adam Java’dan bağımsız düşünemeyiz. Hatta Martin amca’nın havada kalan fiziksel kuvvetini Java tamamlıyor diyebiliriz. O zaman Java’yı çıkartalım Zagor’un karşısına. Ne diyosun, adaletli değil mi? Karşı karşıya geldiklerinde Java her ne kadar insan üstü bir güce sahip olsa da, Zagor’u yakalayamayacak, Zagor’un baltasını 3-5 defa kafaya yedi mi pırıl pırıl olacaktır. Ha bu sırada Martin amca boş durmaz bir ali cengiz çevirirse, ışın tabancası var, onu çekerse destursuz bilemem. Yoksa teketekte ikisini de harcar Zagor.
Zagor vs Batman
İlk tahmin: Hangi Batman?
Olasılıklar: Nazarımda Batman komple magazine batmış ve yalan olmuş Hollywood’un harcadığı acıklı bir kahramandır. Şimdi Zagor’la kapıştıralım diyoruz da, Corç Kuluni mi çıkar artık karşısına, Kıristiyın Beyl mi çıkar, yoksa Vol Kilmır mı çıkar bilemiyorum. Hadi bu polemiklere girmeyip “fight” diyelim. Batman; batmobil, batkopter, batmobilet vb tüm araçları ile full aksesuar da gelse karşılaşmaya Zagor’u yenebilmesi mümkün değil. Batman ne yapacak, ip atıp Zagor’u ipe mi dolayacak? Gaz mı püskürtecek? Hahayt... Antin kuntin aletlerle olmaz bu iş. Hadi aletsiz edevatsız karşı karşı gelseler diyeceğim ancak Batman zaten alengirli kostüm yüzünden rahat hareket edemeyen bir adam. Zagor bir tokat atsa maske uçacak kafadan. Tam hamle yaparken pelerini tutup dolayıverse kafaya kendi kendine boğulacak zaten. Ancak Zagor gene de Batman’ı bu şekilde madara etmek yerine meslektaş kabilinden saygı gösterecek ve bir dakika içinde Batman'ın sırtını onu rezil etmeden yere getirecektir.
(Hadi ucuz kurtuldun gene Batman. Herkes görecekti Burus Veyn’in ay gibi parlayan tabaklarını yoksa. Hayır sende Kızılmaske gibi “Batman’ın tabaklarını gören ölür” vb mitler de yok. N’apıcaktın o zaman?) Zagor vs Supermike
Zagor’un uğraştığı çok daha önemli, azılı, istikrarlı düşmanları var. Supermike bu özelliği ile diğer düşmanları arasında güdük kalsa da Zagor’a benzerliği, ve Zagor’la aynı şartlarda savaşması özelliği ile (Hellingen gibi teknoloji ile değil ya da Kandrax gibi büyü ile değil) ilgiyi hak ediyor. Supermike gerçekten de ismindeki super sıfatını hak eden süper bir insandır. Flüt, gitar, keman her türlü enstrümanı çalar, tarihi, psikolojiyi, her türlü yazılı bilgiyi bilir. Akrobattır, her türlü atlar, sıçrar, uçar. Güçlüdür, atletiktir, kendisinden 2 kat iri bir adamı rahat döver. Silahları çok iyi kullanır, silahşördür. Zekidir.
İtiraf etmeli ki, Zagor’da bu özelliklerin çoğu yok. Ancak Zagor’da olup Supermike’da olmayan tek özellik var ki o özellik sayesinde Zagor’a Zagorumuz diyoruz. O da Adalet duygusu ve vicdan. (iki oldu lan!) Neticede bu ikili, kapışsalar (ki kapıştılar da) Zagor sopa yiyebilir, çok zor durumlara düşebilir, yenilmek üzere bile olabilir ancak Zagor’un vicdani ve adaletli yönü ona her zaman yardım edecek bir bakıma onun gerçekten ölümsüz olduğunu tescil edip karşılaşmanın değişmez galibi olarak Zagor ilan olunacaktır. (saman gibi müsabaka oldu yahu... neyse sayın Özkök ile acısını çıkaralım bu maçın...)
Zagor vs Ertuğrul Özkök
İlk Tahmin : Zagor alır maçı almasına da, sonra…
Olasılıklar: Şimdi Zagor ile Ertuğrul Özkök aynı düzlemde karşı karşıya gelmesi imkansız kahramanlar gibi görülse de, aslında ikisi de gerçek ve fantastik evren’in iç içe geçtiği kendi dünyalarındaki paralellik vasıtasıyla bal gibi de karşı karşıya gelebilirler. Gelirler de Zagor artık Ertuğrul Özkök’ü cetvelle mi döver, baton sucukla mı döver, kulağını mı çeker, yoksa bir yumrukta yere mi serer bilemeyeceğimiz gibi, karşı karşıya geldiklerinde sayın Özkök’ü sopalaması kesin olan Zagor’un başına müsabakadan sonra ne geleceğini de bilemeyiz.

Karşılaşmanın hemen ertesinde Ertuğrul Özkök, “Telefon çaldı arayan Genel Kurmay Başkanı'ydı" başlıklı bir yazı ile G.K. Başkanı’nın, “Zagor olayını dikkatle izliyoruz, tahlilleriniz doğrudur” dediğini mi yazar, Aydın Doğan vasıtası ile Zagor’un yayınevlerini ve hatta Bonelli Comics'i satın aldırıp Zagor’u kadın kılığına sokup mu basar, Zagor ile Çiko’nun fotoshop’lı uygunsuz görüntülerini manşetten verip, “bu fotoğraf hakkında editörlerle çok tartıştık ancak gazetecilik gereğince basmaya karar verdik” diye yaptığı saldırıyı gazetecilik kisvesiyle örtmeye mi çalışır, “Gelin itiraf edelim” temalı yazılarından biri ile Zagor okumanın aslında tamamen nostaljik duygularla mümkün olabileceğini, Zagor’un lümpen bir kahraman olduğunu, oysa kendisinin has bir frankofon olduğunu mu yazar bilememekle birlikte Zagor’un başına hoş olmayan olayların geleceği açıktır. Al başına belayı...

Cumartesi, Haziran 02, 2007

Zagor vs Diğerleri (2. Tur)

Zagor vs Mister No
İlk Tahmin: Mister No’yu dövmeyeni dövüyorlar ama…
Neredeyse her macerasında birilerinden sopa yiyen Mister No’nun Zagor karşısında şansı olamayacağı belli. Zaten Mister No, Zagor gibi iyiliğin, adaletin simgesi bir bünye ile sırf bir blogçunun geyiği olsun diye asla dövüşmeyecektir. Hadi Mister No’nun klasik parasız günlerinden biri olduğunu düşünerek bir binlik teklif edelim ve dövüş başlasın desek; Mister No, Zagor’dan yediği yumruklarla sersemleyecek, yerlere düşecek, her seferinde yerden kalkacak bir tane çakmaya çalışacak, yenemeyeceğini bilmesine rağmen asla çekilmeyecek, en sonunda Zagor’a sinek ısırığı gibi gelse de bir tane olsun çakıp kendinden geçecektir. Zagor maçı alacak ama Mister No’ya bir kaşaça ısmarlayıp gece takılacaklardır.
Zagor vs Conan
İlk Tahmin: Conan alır mı acaba?
Olasılıklar:Zagor’un karşılaşmaları arasında en heybetlilerinden en rating getirenlerden biri ve Zagor’un en sakat maçı olacağına eminim. Zagor’un bir sürü rakibine üstünlük sağladığı fantastiğinden mitolojiğine envai çeşit düşman ile olan tecrübesi Conan’da pek işe yaramıyor çünkü Barbar Conan da en az Zagor kadar büyücüsünden ejderhasına yüzlerce fantastik düşmanla dövüşmüş efsunlu bir kişilik. Silahlara bakacak olursak, Conan’ın çift yüzlü hayvani baltasının yanında, Zagor’un el yapımı baltası tırnak çakısı gibi kalıyor. Zagor baltasını uzaktan fırlatsa da, Conan’ın kafatasının bu tür darbelerle kırılmayacağı muhakkaktır. Zagor tabancaları ile bir üstünlük sağlayabilirdi belki ancak Zagorumuz karşısında silahı olmayan birine elbette ki ateş etmeyecektir. Silahsız karşı karşıya gelip saf güçlerini ortaya koysalar da birisinden biri rahat alır demek çok zor. Bununla birlikte karşılaşmayı bitirebilmek için biraz kurgu yaparsak: Karşılıklı yumruklar ile ikisinin de kafa göz dağılacak ancak bir üstünlük kuramayacaklar, bu duruma düşen herkesin yaptığı gibi birbirlerine yaklaşıp sarılacaklar. İnanılmaz güçlü kasları ile birbirlerini saatlerce sıkıp perişan edecekler. Bir müddet biri geçecek arkaya, öndekine dayayıp belinden sıkacak, biz tam “hah şimdi babalara geldi işte” derken, pozisyon değişecek, öteki üstün duruma gelecek, bahisler çoşayazacak, yeterince para toplandığını anladığım anda Zagor’a yapacağım bir işaretle (kafayı yavaşca öne eğme hareketi) Zagor meşhur “ahyaaaak” narasını atacak, zaten sersemlemiş Conan’a sağlı sollu en şiddetli yumruklarından çakarak 30 saniye içinde nakavt edecektir. (şike var lan resmen!)
(Yalnız conan çift yüzlü baltasıyla dalsa neler olur düşünmek bile istemiyorum)

Zagor vs Kızılmaske
İlk Tahmin: Hakkaten n’oldu bu Kızılmaske’ye?
Olasılıklar: Kızılmaske babadan oğula geçen bir çeşit hanedanlık olduğundan ve son Kızılmaske’nin evlenmeyip soyunun kurumasından ötürü, 60 yaşındaki Kızılmaske ile karşı karşıya gelen Zagor, Fantom’un elini öpüp, getirdiği lokumu verecektir en fazla. Ha efsane bitmeyip devam etse idi, Zagor genç ve gürbüz Kızılmaske ile karşılaşsaydı n’olurdu derseniz, sonuç gene fazla değişmezdi. Kızılmaske çok güçlü olmasına karşın, Eden adasının tropik ortamında iyice gevşeyen kendi yağında kavrulan bir kahramandır. Yerliler ve dolandırıcılar dışında pek fazla tecrübesi yoktur. Zagor Kızılmaske’yi döver.

Zagor vs Örümcek Adam
İlk Tahmin: Zagor alır.
Olasılıklar: Örümcek Adam’ın kofti Amerikan kahramanları arasında en delikanlılarından biri olmasına rağmen Zagor ile karşı karşıya geldiğinde, çift sarılı yumurta ile yetişen gürbüz köy çocuğu karşısında corn flakesçi cılız apartman çocuğu hissiyatı yaşatacağı muhakkaktır. Ancak görünüşe aldanmamalı. Direkt karşı karşıya gelseler, Zagor örümcek adamı belinden tutup bükebilir belki ancak Örümcek Adam, havada uçan, karada kaçan bir tip olduğundan yakın temas kolay kolay sağlanamayacaktır. Oradan buraya zıplayıp Zagor’a ağ fırlatan Örümcek Adam , Zagor’u ağa hapsetse de, Zagor, baltasının keskin tarafı ile (Zagor’un baltasının keskin tarafı olduğu bilmeyenler olabilir, vardır efenim) ağı yırtacak, Örümcek’in en önemli saldırı silahının gücünü düşürecektir. Örümcek ancak ve ancak bu ağ ile bir işler çevirip Zagor’u dövebileceğinden, Zagor da bu oyuna düşmeyeceğinden, Zagor, etrafında dört dönen Örümcek Adam karşısında, aynı, gece yatan adamın kulağına gelen sivrisinek gibi, ilkten hiçbir şey yapmayacak ancak baltasını sıkıca kavradığı dikkatli gözlerden kaçmayacaktır. Aniden bir hamle ile baltasını fırlatarak havada ordan oraya uçan, karşı karşıya gelmeye cesaret edemeyen Örümcek’i kafasından vurur ve Peter’in kafasındaki pekmezi akıtır. Sivrisinek de, örümcek adam da nakavt olmuştur.
Zagor vs Mandreke
İlk Tahmin: Mandrake nereye alacak?
Olasılıklar: Mandreke mi kaldı be abi. Xanadu adlı şatosuna haciz geldikten sonra, Anadolu turnesine çıkıp kumpanya sihirbazı oldu adam. Akşamları şapkadan tavşan çıkarıp pişirmeye başladılar. Abdullah da memlekete dönmüş zaten. Bu şartlara rağmen hala karşı karşıya gelebiliyorlarsa, Mandrake önce Zagor’un kulağından bir lira çıkarır, Zagor da kemerinden baltasını çıkarır. Mandrake abra kadabra der. Zagor sakince Mandrake’nin kafaya baltayı ekleştirir. Mandrake ölür. Çiko şapkadaki tavşanları pişirir. Biter. (Ha, Mandrake’nin fırtına gibi estiği 80’li yıllarda karşılaşacak olsalar bu kadar kolay bir maç olmazdı tabi ki.)
2. turda da Zagor'umuz önüne geleni ezdi. Gerci Conan maçında bir haltlar döndü ama artık önümüze bakmamız lazım. Yok mu oğlum Zagor'a karşı adam gibi bir rakip. Hodri meydan!

Pazar, Nisan 22, 2007

Zagor vs Diğerleri (1. tur)

Zagor vs Teks
İlk Tahmin: Zagor kazanır.
Olasılıklar: Teks fantastik olaylara pek bulaşmadığından, normal insanlar ve silahlar dışında pek fazla tecrübesi olmadığından, her ne kadar canımız ciğerimiz de olsa, fantastiğinden mitolojiğine, vampirinden uzaylısına 370 bin farklı düşmanı yenen Zagor karşısında şansı yok. Ha, Teks, kankası Karson, oğlu Kit ve Tiger ile birlikte bir dalavere yaparlarsa, sotada kıstırırlarsa bilemem. Teks’den beklerim bunu. Ancak normal şartlarda Zagor Teks’e ranger marşını tersten söyletir.
Zagor vs Tommiks
İlk tahmin : Zagor rahat kazanır.
Olasılıklar: Tommiks’in Yaratıcıları Esse&Gesse’ye saygımız sonsuz, Tommiks’i, Kulver kalesini, gösterip vermemesi ile Türk kızlarına benzettiğim Çilli Suzi’yi, Konyakçı ile Dr Solosso’yu da sever bağrımıza basarız ancak eğri oturalım doğru konuşalım, silahı olmaz ise Tommiks’i ben bile döverim sanırım. Nevada barlarındaki çıtkırıldım tipleri sopalamakla olmaz bu işler. O yüzden fazla irdelemeden bu karşılaşmayı geçelim. Zagor wins.
Zagor vs Kaptan Swing
İlk Tahmin : Zagor rahat kazanır.
Olasılıklar: Kaptan Swing zaten belli bir misyonu olan, özgürlükleri için savaşan, naif, bir adam yani bir dava adamı olduğundan Zagor’un saf kuvvetinin karşısında esamisi okunmayacaktır. Ha, Zagor’a kırmızı urba takıp İngiliz askeri kılığına sokarsak belki Kaptan Swing’i biraz havaya sokabiliriz derdim ama o zaman bile en fazla Zagor’u bağlayıp, çayır çimenin ortasında bırakıp kalesine geri dönecek bu karşılaşmayı anlamsız kılacaktır. Zagor vs Superman
İlk tahmin: Sakat
Olasılıklar: X ışını var, üfledi mi donabilirsin, tükürdü mü boğulabilirsin, kafanı boş kola kutusu gibi ezebilir, bir trenden daha güçlü, bir sıçrayışla gökdelenleri aşabilir ancak; Superman, her ne kadar süper bir insan da olsa, Zagor’un birkaç sağlam balta darbesiyle kafatasında süpersel kırıkların oluşacağı da muhakkak. O yüzden kafadan Superman yer Zagor’u demek zor. Mesela kriptonitten bir balta yapan Zagor, Supermani rahatlıkla hacamat edebilir. Ayrıca Superman’ın, zamanında, süperliğinden hiç utanmadan Muhammed Ali’den sopa yemesi, duygusal hezeyanları, Luis Lane’e olan abartı ilgisi, yalnızlıklar kalesi, acı çekme tripleri gibi sayabileceğimiz bir sürü özelliği aynı zamanda en zayıf yönlerini oluşturmakta. Gerçekçi olduğumuzda, bu zayıf özellikleri avantaja çevirebilen bir Zagor Superman’i yenebileceği gibi, Superman’ın sevgili Zagor’umuzu yenebilme ihtimalini de saklı tutmalıyız.
Zagor vs Kaptan Amerika
İlk Tahmin: Kaptan Amerika kim be?
Olasılıklar: Zagor bırakın Kaptan Amerika gibi milliyetçi bir kahramanı, Kaptan Amerika ile birlikte, ateş adam, demir adam, lastik adam, taş adam, buz adam, kıl adam, yün adam gibi tüm Amerikan kofti kahramanları Los Angeles figüranlar kıraathanesinden toplanıp Zagor’a dalsalar dahi; Zagorumuz her birinin dersini ayrı ayrı verecek, “Lan siz ne biçim mahluklarsınız, ananız bacınız yok mu lan sizin?” deyip, “Siz önce hükümetinizi, önce kendinizi adam edin de sonra kahramanlık yapın” diye ekleyip, baltasını bir kenara bırakıp, tüm bu zibidileri yağlı baton sucukla dövecektir. Verecektir sopayı bele bele, verecektir sopayı baldıra baldıra. (Not: elbette bu kofti amerikan kahramanlarının içinde olmayan Silver Surfer olsun Spawn olsun ve adını sayamadığımız, hükümetle, artistikle işi olmayan tüm kahramanları tenzih ediyoruz)
Zagor vs Çelik Blek
İlk Tahmin : Zagor rahat kazanır
Olasılıklar: Sevgili Il Grande Blek’imiz de aynı Kaptan Swing gibi bir dava adamı olduğundan, Zagor gibi bir kahramanın karşısında tutunamayacağı malumunuz. Zagor’u Blek’in düşmanları İngiliz kılığına da soksanız, Rodi’yi kaçırıp işkence de yapsanız Zagor’u yenecek kudreti bulamaz. Geçelim bir kalem.
--
Birinci Tur sonunda: Zagor’u Superman dışında zorlayacak bir rakip bulamadık. Bir sonraki turda diğer düşmanları bekleyelim bakalım.