
Pazar, Kasım 23, 2008
Alo Zagor!

Pazar, Kasım 16, 2008
Zagor'un Albümünden (5)

Bazen şekildeki gibi iki işaret parmağını, bazen dört parmağını birden, bazen de tek parmağını ağzına sokarak 80 farklı tonda ıslık çalabilen bir millet tanıyor musunuz? Tanımadınız mı? Peki, sadece ıslık çalarak bırak taksiyi, arabayı, askeri korteji bile durdurabilen, resmi geçidi bitiren vatandaşları olan bir millet tanıyor musunuz?.

Ya da genelkurmayından, köylüsüne, esnafından mühendisine kadar çalınan bir ıslığa mutlaka dönüp bakan başka bir millet desem.
Nasıl, hafızanız yerine geliyor mu? Düğünde ıslıkla tempo tutan, virtüöz olan, fiyuu fiyuu diye desibel rekorları kıran milleti soruyorum. Islıkla çağıran, ıslıkla harekete geçip, ıslıkla duran millet. Taklacı güvercininden, katırına tüm hayvanlarla ıslık ile iletişim kuran millet…
Pazar, Kasım 09, 2008
Zagor'un Ulaşım Metodları
Zagor’un nasıl iletişim kurduğunu geçtiğimiz incelemelerde öğrendik. Nasıldı? Sen , arkadaki, fıstık yeşili gömlekli… Aah ahh. Cevap yok tabi. 1) Drunky Duck adlı postacı 2) Duman Mesajları 3) Tamtam mesajları. Hep yazdık bunları… Neyse, sıra geldi Zagor’un ulaşım yollarına.
Zagor fanı olmayanlar bile bilirler. Zagor yürür. Yaya yaya yürür. Günlerce yürür. Haftalarca yürür. Çiko’yla yürür, Çiko’suz yürür. Bıkmadan yürür. At var, eşek var, ne demeye yürüyor diye sorar gibi oldu biri. Cevabı basit. Darkwood denen yöre bataklık ve sık ormanlarla çevrili olduğundan isteseniz de at ile seyahat edemezsiniz. Bu sebepten Zagor’un kulübesinde at yoktur. Bir seyahate giderken yola mutlaka yaya çıkar.

Akabinde menziline göre, kaleden bir at bulur, yandan çarklı bir gemiye biner nehir varsa kanoyla takılır, ortamın koşullarına göre karda kayar, suda yüzer, havada uçar. Hatta otomobil, uçak, balon ve uzay gemisine bindiğini dahi gördük. Zagor böyle bir adam işte. Yüzeysel baktığında her yere yürüyen bir tip gibi gözüküyor ama biraz yakınlaştığında senin ikibinli yıllarda binemediğin kadar çok ve farklı araca onun daha binsekizyüzlü yıllarda bindiğini görebilirsiniz. Zagor oğlum bu, n’apar adamı!
Zagor maceralarının büyük çoğunluğunu Darkwood ve civarında yaşadığından çoğu macerasında yürür. Güzel. Peki yürüyen biri acelesi olduğunda ne yapar? Koşar değil mi? Zagorumuz ise bu durumda uçuyor. Acelesi var ise daldan dala uçar Zagor. Bu anlamda Zagor’un sevmediği bir şeydir koşmak. Zagor’un daldan dala atlama hadisesi Tarzan’dan arak olsa da Afrikalı Tarzan’ı Amerika’da kimse bilmediğinden Zagor bu yöntemi kendi yöntemi gibi benimsemiş ve görenlere de benimsetmiştir. Gönül ister ki bu ağaçtan ağaca atlama mevzusunu yerinde görsek denesek. Balta deneyimizde olduğu gibi ne kadarı gerçek ne kadarı abartı öğrensek diyorum. Ancak bu ahval ve şerait içinde zor.

Yürüme ve ağaçtan ağaca atlamaya Zagor’un en çok kullandığı ve sevdiği ulaşım yöntemleri dersek üçüncü sırayı elbette at alacaktır. Zagor’u at sırtında nadiren görsek de, kendisi usta bir binici olduğunu, nice kuşatmadan apaçi yöntemleri ile (atın yanına eğilip gözükmeyerek) kaçtığını biliriz.
Cumartesi, Kasım 01, 2008
Zagor vs Diğerleri (4. Tur)

İlk Tahmin: Zagor çok pençelinin boynunu kırdı.
Olasılıklar: Bu X-men güruhu sakat harbiden. Men diyorlar ama içlerinde kadınlar falan da var. Okuduk gördük, bunların arasında kin, nefret, fuhuş her şey var. Kontrolden çıkmış, ahlaken çökmüş bir topluluk. İçlerinde en delikanlıları Wolverine’dir zaten. Tersi de çok pistir. Ama Zagor oğlum bu, n’apar adamı? Zagor arkaya geçip kurt kapanı yapana kadar o keskin tırnaklardan nasibini alır kesin. Zagor az arslanı kündeye getirmedi, az leopara şark kündesi çekmedi. Bu mahlukatın tırnak bakımından Wolverine'den bir farkı yok. Olay: bir hamlesini boşa çıkartıp arkadan kurt kapanı yapmak, onu sıkıp buruşturmak, akabinde bir güzel bağlayıp abiyi paketlemek. Bu klasik hareketten sonra Wolverine’in yapacağı bir şey yok artık. Yok da adam ölmüyor, yaralarını da iyileştiriyor namussuz. İpleri çözüp salamazsın da. Direkt girişir, laftan anlamıyor sinirlenince. En güzeli, bir at arabasına takıp kendisini biçerdöver olarak kullanmak. Ver kızılderililere tarıma geçsin adamlar hiç yoktan.
Zagor vs Asterix
İlk Tahmin : Yok daha neler!
Olasılıklar: Asterix’i severiz. Özellikle o Galya köyünün ve sayko vatandaşlarının hastasıyız ama şimdi karşısında salak lejyonerler yok, kapı gibi Zagor var, balta var. Kaldı ki, o devegücütazıhızı şerbeti midir iksiri midir nedir onu içmeden zaten tırt bir adam kendisi. Hadi dopinge göz yumup içirelim onu da, Zagor o devegücütazıhızının harman olduğu yerden geliyor. Ayı pençesi var Zagor’da, beygir hızı var, dinozor testisi var. Yakaladı mı bu mizahçıdır hayatı karikatüredir demez pekmezi akıtıverir. Yol yakınken aklını başına devşir, köyünden dışarı çıkma. Gerçi kafanız çalışsa Hopdediks’e, “sen küçükken şerbet kazanına düştün sana şerbet yok” diyeceğinize hepiniz kazanın içine girip yıkanıp bir daha iksirle miksirle uğraşmazsınız ama. Neyse, Hopdediks’e selamlar. Zagor wins.
Zagor vs Hulk
İlk Tahmin: fifti fifti.
Olasılıklar: Hiç kıvırtmayalım, Hulk Zagor’u tuttu mu taşlara taşlara çalar. O yüzden Hulk’a yakalanmak yok. Zagor salt fiziksel gücü ile değil zekası ile de bir çok düşmanını yenmiş biri. O yüzden zaten Hulk’un karşısına körlemesine çıkmaz. Muhtemel hamlelerinden kaçıp, kaçarken baltayı kafayı ekleştirmeyi bir yandan da Hulk’un pantulunun nasıl olup da bir türlü komple yırtılmadığını düşünecektir. Hulk’un olayı sinirlenince her insanda olan delirmenin biraz abartılmışı. Adamı kızdırmayacaksın. Hamlelerinden bir kaçtın, iki kaçtın, üç kaçtın… Zaten adam şaşırarak sakinleyecektir. Sakinleşince enseden iki sıvaz da yaptın mı o gırlamaya başlar. 30 saniye sonra da eski haline döner. Erkeklerdeki lanet Hulk’ta da olduğundan yamuşayan küçülen vücudun tekrar sertleşip büyümesi bir müddet süreceğinden bu sırada Zagor Hulk’u bir iki tokatla yere yıkacaktır.
Zagor vs Red Kit
İlk Tahmin: Red, hiç bulaşma bu işe stop. Daltonlar kaçmış stop.
Olasılıklar: Red Kit, gölgesinden bile hızlı silah çeken bir kovboy. Bir düello ortamı olsa, her ne kadar Zagor silahşörlükte de çok usta olsa da Red Kit’in daha hızlı silah çekeceği muhakkak. Vurur, vuramaz, Zagor vurulsa bile üstüne atlar, atlayamaz bilemiyoruz da biz burada düello yaptırmıyoruz abicim be. Er meydanına çıkıp direkt dalıyor rakipler birbirlerine. Bu meyanda Red Kit bir tokatla yere serilecektir kuşkusuz. Geçmiş olsun.
Çarşamba, Ekim 29, 2008
Zagor'un Albümünden (4)

Perşembe, Mayıs 08, 2008
Zagor'un Tamtam Mesajları




Günümüzde sadece Türkiye’de, (o da çok çok az) kullanılan bu iletişim yöntemi; eskiden çoğu evde bulunan darbukalar gibi gün geçtikçe azalmakta ve kaybolmaya yüz tutmaktadır.
Pazar, Mart 02, 2008
Zagor'un Duman Mesajları
Ben açıklık bir arazi bulup, çalı çırpı tutuşturup, eski bir battaniyeyi feda edip bu dumanla mesajlaşma mevzusunun görsellerinden ekmek yemeyi umuyordum. Bir iki geyik ile harmanlayıp şahane paketleyecektim mevzuyu. Ancak n’oldu sevgili okuyucu? Olmadı. Öncelikle, koca memlekette açıklık arazi niteliğinde bir toprak parçası bulamadım. Evimin yakınlarında kocaman arazisi olan bir okul var, gidip onun bir köşesinde ateş yaksam, hademeyi görüyorum, süpürgesinin sapını biliyorum, olmayacak. Issız inşaat köşelerinde yakmak her yönden tehlikeli. Hem adam gibi bir açı bulup olayı görüntülemek de zor, ışık yetersiz. Sağında solunda, uzağında yakınında bir ev bulunmayan, ateş yaktığında, “halohoov, napıyon lan dürzü” deyip, jandarmayı itfaiyeyi aramayacak birinin olmadığı tek bir toprak parçası bulamadım. Dağlara çıksam daha fena, orman bekçilerine pompalı vermişler son yangınlardan sonra. N’oldu, elde eski battaniye kaldık öyle. İki dakikalık bir ateş yakıp "askerlerin güneyden saldırıya geçtikleri" mesajını gönderemedik karşı dağlara. Yaktık adamların başını. Böyle böyle bitti işte Kızılderililer.
Orijinal ve zamanında Kızılderililer tarafından kullanılmış duman mesajlaşması şu şekilde işliyor. Ateşi yaktıktan sonra gökyüzüne çıkan dumanı bir örtü ile yönlendirip kesik kesik duman işaretleri yani puf elde ediyoruz ki; bir puf “dikkat!” , iki puf “Her şey yolunda” üç puf ise “Tehlike / SOS / Yardım çağırın” anlamına geliyor. Bu haliyle gayet tutarlı olarak anlık mesajlaşmış oluyorsunuz. Elbette eğer ilk defa mesajlaşacaksınız, dumanı yönetemiyorsanız, anne babanızın boşluk bırakmayı bilmediklerinden bitişik yazdıkları sankskritçe SMS’ler gibi, iki puf ile “her şey yolunda” diyecekken dumanı kesemeyip üçüncü pufu gökyüzüne gönderip “imdat” çağrısı da gönderebilir; ulan şimdi sıçtık deyip tekrar iki puf göndermeye çalışıp gökyüzünü onlarca pufa boğup karşı tarafa ana avrat düz gitmeyi de becerebilirsiniz. Ya da toplamdaki farklı mesajı fonksiyonel kullanayım deyip, işgüzarlık edip “dikkat” , “dikkat” demek için iki puf kullandığınızda, 2 puf ile farklı bir mesaj göndermiş olacaksınız. Kısacası bu konuda 3 farklı uyarıdan başka bir şeye kafayı takmayıp dumanı yönetebilmek lazım.
Zagorumuz bu işin piri dumanla mesajlaşmanın kompetanı, duman alfabesinin kralı olduğundan, duman mesajlarıyla rahatlıkla giriş gelişme sonuçlu bir makale yazabilir. Bu tür mesajlara şaşırmak gereksiz. Zagor tüm üstün özelliklerinin yanında iletişimde de çok güçlü bir kahramandır. Günümüzde, telefon, telgraf, e-posta, faks gibi sürüyle yöntemin karşılığı olarak kah dumanla, kah postacı Drunky Duck ile kah kulübesinin önündeki bir nevi ankesör konumundaki kütükle gönderdiği tam tam mesajlarıyla tüm şartları zorlamış, (ki tam tam mesajları da ayrı bir yazının konusudur) 1800’lerde dahi Türk Telekom’un hizmetlerinden kat be kat kaliteli bir iletişim kurmuştur. Hem de bedava. Elbette ki Zagor’un kullandığı duman dilinde, klasik dumanlaşmadaki üç mesaj değil, o günün şartlarında herkes tarafından bilinen kelime ve olayları simgeleyen yüzlerce mesaj bulunurdu. Peki özel isimleri nasıl yazıyorlardı dediğinizi duyar gibiyim. Bu da aslında bir yanılsamadan ibaret. O devirde beyazlar haricinde kimse özel isim kullanmıyordu. Tüm Kızılderililerin isimleri kızgın geyik, kabız kuğu vb tamlamalardan oluşuyordu. Aşağıda örneğini gördüğünüz mesajda geçen “Shenankar” ismi de bu çeşit bir tamlamaydı aslında. Ayrıca herkes tarafında bilinen bazı özel ve cins isimlerin de birer karşılığı vardı (Apaçiler, Siyular, Kafatası Mağarası vb) Dolayısı ile bu şekilde bir mesajlaşmayla derdinizi gayet güzel anlatabiliyordunuz.
+ = 5 saniyelik uzun duman demek
kelime aralarında 10 saniyelik uzun duman var / Cümle aralarında 20 saniyelik uzun duman
Kardeşlerimizin (3P+2P+4P) katili(8P+2P) hala(1P+1P+1P) Tunikan topraklarında(4P+4P+4P+3P) /
Ve(7P+13P+34P) belki de(9P+2P) yine(3P+2P+1P) öldürmeye(8P) hazırlanıyor. (11P) /
Tunikan savaşçıları (4P+4P+4P+3P) aramaya(7P) gruplar halinde(3P+3P+3P+3P) devam etsin. (10P+2P) /