Dövüş figürleri diye başladık ancak Zagorcuların coşmasıyla konu Zagor’un çıkardığı seslere, (hadi öyle demeyelim) efektlere kadar geldi. Konu çok zevkli ancak dövüş figürleri de önemli. O yüzden efektler ile ilgili ayrı bir dosya yapmayı planlayıp dövüş figürlerine devam edelim.
“Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz, yazı hariç.” diyordu Orhan Pamuk, Kara Kitap’da İbn Zerhani’nin ağzından. Yazdıkça, okudukça görüyorum ki Zagor’un ünü boşuna değil. Ermeni Soykırımı iddialarına karşı argüman olarak “100 bin ermeniye hadi evinize deriz” denilebilen bir dünyada Zagor’a “fantastik, saçma, abartı” demek izanın çoktan kaybolduğuna işaret ediyor. İddia ediyorum Zagor evreni Türkiye’den daha fazla fantastik değildir.
Öhm. Gündeme girince böyle konudan sapabilirsin işte. Figürlere dönelim biz. Arka sıra, uyuma… Hşş. Zagor’un her bir figürü yılların tecrübesini, bir çok dövüş ustasının taktiklerini kısacası Zagor damgasını taşıyor. Bunların hepsi bir araya gelince Zagor’un gücünün köklerini anlayabiliyoruz.

Ters sıyırtmaç olarak adlandıracağımız bu hareket kesinlikle Zagor’un en etkilendiğim hareketidir. Zagor'un Samurayları harcadığı şahane macerasında gördük bu hareketi. (ki “Samuraylar Geliyor” adlı macera klasik western öğeleri ile de çok çok başarılıdır) Şöyle oluyor: Baltayı sol tarafınıza doğru uzatıyorsunuz, hızla kafanızın üzerinden sıyırtıp tam tura yakın çevirmeyle edinilen ivme ile sağ taraftan düşmana ekleştiriyorsunuz. Baştan soldan vuracakmış hissiyatı yaşattığı için hasmınız tokat bekleyen lise talebesi gibi elini sağ yanağına götürüveriyor. Ama ne yapıyor tecrübeli ve psikopat öğretmen öbür taraftan tokadı aşkediyor. Aynı prensiple Zagor da afallayan ya da yanlış yöne hareketlenen düşmanına aksi istikametten gelen tomruk yüklü kamyon gibi çarpıyor. Yerden topla sonra samurayın parçalarını.

Üstten sıyırtma adını verdiğimiz bu hareket de Zagor’un sık sık kullandığı rutin hareketlerdendir. Hasmınız hızla size mi geliyor. Sizin ise yeterli ivmeyi kazanacak zamanınız ve mekanınız yok mu? Çözüm basit. Hasmınızın hızını kendi hamleniz için de kullanarak, ayağınızı hasmınızın göbeğine dayayarak, hasmın hızını bir 30 km/s kadar da arttırarak üstümüzden savuruyoruz.
Türk filmlerindeki, amacının zaten uçmak olduğu koşuşundan belli olan figüran sayesinde kolay zannetmeyiniz sakın bu hareketi. Doğru zamanda yapılmazsa düşmekle kalmaz rakibinize üstünüze çıkması için fırsat da vermiş olursunuz.
Yumruk, tekme her zaman işe yarayamayabiliyor. O zaman hasmın zayıf yönlerini bileceksiniz. Gerektiğinde fair playi boşverip çelme takacak, gerektiğinde göz, testis, kulak gibi bir azmanı bile acıyla titretecek yerleri bilecek ve uygun zamanda kullanacaksınız.
Hep yazdık bunları,
doğru yer, doğru zaman, doğru hareket.