Blogun yeni bölümlerinden biri ile yine karşınızdayız sevgili Zagorseverler. Bildiğiniz gibi Zagor’un en çok eleştirilen yönlerinden biri bol bol sopa yemesi. Olur olmadık düşmanlara yenilir gibi olması. Tüfeğin dipçiğini yiyince hemencecik bayılıvermesi. Şimdiye kadar şans eseri yaşaması. Aslında ölmesi gerektiği… Dolayısı ile “Ya kardeşim, Zagor baya baya normal biri aslında ama çizgi-roman abartısı içinde bu durum kaynatılıyor” yorumları yapılması. Bu konuya ciddi ciddi ilgi duyan okuyucular için "Zagor’un ölümsüz olması" yazımızı referans gösterip devam edelim.
Bir Zagor gerçekten kolay yetişmiyor. En başında doğa ile baş edecek hatta ona hükmedeceksin. Ağaçtan ağaca uçacak, ormanın sesinden, mahlukatın dilinden neler döndüğünü anlayacaksın. Kızılderililerin her türlü adetini bilip esrarengiz yeteneklerini alacaksın. En birinci elden akrobatlığı, avcılığı öğrenip yaşayacaksın. Bu altyapının üzerine her bir macerada edinilen müthiş tecrübeleri de ekleyince aslında Zagor’a daha akılcı yaklaşabilir, her bir macerasını genel kabul görmüş mantık kurallarına uydurabilirsiniz.

En basidinden bir Zagor tekmesi, Zagor’un hakika prada çizmelerinin, yarım kiloluk topukları sebebiyle normal bir tekmenin 7,5 katı kadar daha fazla hasar verebiliyor hasmına. Şiddetini tekmenin efektinden de anlayabilirsiniz. En güçlünüz gelsin, bir tekme savursun en fazla, “pat, küt, pata” gibi sesler çıkarabilecekken, Zagor’un standart bir tekmesi kafadan “SMACK” sesi çıkartacaktır.

Ya da ünlü eşek tepiği hareketi. Doğru zamanda doğru yerde kullanıldığında nasıl etkileyici olduğunu görüyorsunuz. Ah tabi ya. Ah tabi.

Örneğin yukarıdaki hareketi 80lerdeki karete filmleri furyasını yaşamış bir Türk’e yapsanız, karşınızdaki Türk anında elini burnunun ucuna burunla aynı yöne bakacak şekilde tutarak savuşturacaktır.Ancak Darkwood’da bizim yaşadığımız furyayı yaşamamış Kızılderililer'de işe yarıyor hala. Hiç küçümsemeyin bu tip hareketleri. Kışın gidin Uludağ’a. O mosmor soğukta, gözünüze kestirdiğiniz hasmınıza arkadan yaklaşıp işaret ve başparmağınız marifetiyle hasmınızın kıpkırmızı kulak memesine bir fiske atın. Rakibiniz anında safdışı kalacaktır. Hep diyoruz “doğru yer, doğru zaman, doğru hareket”











