Cumartesi, Mayıs 08, 2010

Çekim Hataları (1)

Zagor yüzlerce macerada boy gösterdi, göstermeye devam ediyor. Maceralarda geçen süreleri hesapladığınızda bir insan ömrüne sığmayacağını kolayca fark ediyorsunuz. Bu bile Zagor’un ölümsüzlüğüne dair somut kanıtlardan biri. Bununla birlikte Orhan Gençceday’ın da dediği gibi hatasız dul olmuyor. Toplum baskısı evliliği bitenlere karşı daha da artarak onları hata yapmaya adeta zorluyor. Peki Zagor’da hatalar yok mu? Var tabi ki. Bazı maceralarda üstten gözüken mikrofon, bazılarında oyuncuların dayanamayıp gülmeleri, bazen Zagor’un kolunda unuttuğu Casio saat gibi çoğunlukla Zagor düşmanı kişi ve kurumların uydurduğu hatalar yerine daha somut, belgeli, kanıtlı hatalara odaklanacağız bu bölümde. Genellikle kamera arkasında kalıp okuyucunun görmediği ya da maceranın heyecanından fark edilmeyen bu hatalardan ilkini gelin hep beraber inceleyelim.
Baltayı yapan bilir. En son bloğumuzun sadık okuyucularından Tomrukcan’ın balta yaparken ne kadar zorlandığını biliyoruz. Oysa Zagor, taş, sopa ve sarmaşık gibi Darkwood ormanında kolayca bulunabilecek malzemelerden çok kısa sürelerde balta yapabiliyor bildiğiniz gibi.

Bununla birlikte Zagor gibi yüzlerce kez balta yapmış biri bile bazen hata yapıp baltayı sağlam bağlayamayabiliyor. Bu olağan. Kendi tecrübelerimden biliyorum, o sarmaladığınız ipteki/sarmaşıktaki ufak bir gevşeklik, taşın yuvarlaklığının da etkisiyle aynen aşağıdaki sahneyi görmenize vesile olabiliyor.
Buyrun, en ciddi maceralardan birinde başa geleni görüyorsunuz: Sağlam bağlanmayan bir balta,
ayağın üzerine düşen taş ve elde sopayla kalakalan Zagor’un şaşkın bakışları...

Elbette sahne kesilip tekrar çiziliyor ve sağlam bir balta ile maceraya devam ediliyor. İlgili sahneler de Zagor okuyucusunun aklında sevimli bir anı olarak kalıyor.

31 yorum:

vildan dedi ki...

Selam Sıtkı Sıyrıl, son yazınızı keyifle okudum. İhmal etmeden her hafta yazdığınız için teşekkür ederim.
Bir şey sormak istiyorum. Anneniz nasıl, iyi mi?
Rahatsızlığının ne olduğunu bilmiyorum ama umarım daha iyidir.
Selam ve sevgiler...

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

her hafta yazma, okuyucuların motivasyonu aslında.

Annem beyin ameliyatı oldu ve iyileşme süreci devam ediyor. Teşekkür ediyorum iyi dilekler için. Selamlar.

Mr. Aşkın Güngör dedi ki...

Annenize geçmiş olsun...
Yazı süperdi. Ama ben Zagor'un maceralarının birinde arkadan geçen uçaktaydım, çekim ve çizim aşamalarını bizzat görmüş biriyim. Ha, derseniz ki, "hani, nerede o sahne madem," diye, araştırıyorum, yollayacağım yakında size.

Mr. Aşkın Güngör dedi ki...

Dediğimi yaparım. İşte, Zagor'un "Korku Adası / Titan'ın Peşinde" macerasının 301. sayfasındaki karede, arka planda yer alan uçağın görüntüsü: http://www.askingungor.net/zagor-cekimhatasi.jpg
Buna ne buyuracaksınız sayın Sıtkı Sıyrıl?

Romans dedi ki...

Geçmiş olsun, annenize acil şifa diliyorum Sıtkı Hocam.

Romans dedi ki...

Zagor'un çekim hataları... Hiç denk gelmedim... Veya dikkat etmedim... Aşkın Güngör'ün uçaklı karesine baktım. Harika! Neler oluyormuş da haberimiz yokmuş.
Öğrendik Zagor'un sözü bu! bloğu sayesinde.

Bu arada, Tomrukcan nerelerde? Bir laf atıyor ortaya. Ortalığı dellendiriyor. Sonra yağmurun dinmesini bekleyen saçakaltı mültecisi gibi, kenarda olan biteni izliyor. Aslında hazır ortada yokken, huzur ayağıma kadar gelmişken, keyfini çıkarmalıyım bu durumun... Nedense merak ediyorum. Niye merak ediyorum ki? Aslında cesaret edip yüreğimi şöyle bir kurcalasam, yeterli açıklamayı orada bulabileceğimi biliyorum. Ama bulmamak işime geliyor. Yok canım. Merak falan etmiyorum. Şimdi ben Zagor'ları karıştırayım. Çekim hataları var mı bakayım:))

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Geçmiş olsun dilekleri için teşekkürler. Uçak gözüken kare şahaneymiş. Biraz uyumsuzluk var uçak ile öndekilerin çizgisi arasında ama fena değil :)

Mr. Aşkın Güngör dedi ki...

Efendim neymiş — ee — yok çizgi farkı varmış — yok ben Photoshop'u açmışım da Zagor'un çiziminin üstüne Mandrake'den araklanan bi uçağı monte etmişim — ee — yok efendim neymiş, yokmuş da bilmem ne... Yok daha neler yahu — evet.

hanac dedi ki...

Geçmiş olsun Sıtkı Hocam.
Annenize acil şifalar.

Özel bir sorum olacaktı.
Bu hocalık nereden geliyor ?
Köln Spor Akademisinden mi ?
Yoksa FIFA hakemliğinden mi ?

Şaka bir yana, keyifle izliyoruz.
Yorumcularda çok başarılı.
(tomrukcan, romans, vildan)

Romans dedi ki...

Dünden beri Zagor'un çekim hatalarını arıyorum. İşte buldumm!!
Buyrun, buraya yapıştırıyorum.

http://i40.tinypic.com/22kcw3.jpg

Bu kadar göze sokulan cinsten çekim hatası olur mu????

Efendim neymiş — ee — yok çizgi farkı varmış falan sakın demeyin.
Neymiş..neymiş.. bunu ben yapmışım da o narin kola yapıştırmışım falan...Daha neler!!!

tomrukcan dedi ki...

ehem, Elettra Warton ve Romans aynı yorumda rastlantı eseri denk gelmiş sanırım :))

Sıtkı Hoca'nın da yukarıda bahsettiği üzere, Zagor Baltası yapmak bizim gibi ölümlüler için hiç te kolay değil. Bendeniz naçizane balta imalatım esnasında bir adet pense, bir adet yankeski ve yaklaşık 3 metre kadar çelik tel kullanmak zorunda kaldım. Şansıma Pleasant Point'teki takas yeri çok uzak değildi de tüm malzemeleri oradan tedarik edebildim.
Çekim hatalarına özel bir hassasiyetim var. Zagor'da ne zaman standart dışında bir donanım farketsem illaki onu ilk aldığı sayfalara kadar geri dönerim ve çizerlerin bir kare önce olmayan o malzemeyi bir kare sonra çotanak die koyup koymadıklarını kontrol ederim. Şimdiye kadar bir yanlışlarını yakalayamadım, ama duyduğum kadarıyla Zagor bir karede iki baltayla birden çizilmişmiş. Ne var dimi bunda, Fantomunda çift tabancası var, Zagorda da iki balta olsun, değişe değişe kullanır.

Naçizane aşağıda bende "balta yapım hatalarımı" gösteren bir kareyi paylaşmak istiyorum.

Sevgili Romans beni merak etmiş yukarıdaki yorumlarında, aslında ben hep buralardayım, monitörün arkasından izliyorum yazılanları :)) Beni dövmeyeceğine söz verirse, arada bir burdan el sallarım :)) Kendisinin Zagor'un tüm döğüş tekniklerini ezbere bildiğini gördükten beni rölantide bile patates çuvalına çevireceğinden kuşkum kalmadı... "Zagorun Sözü bu" blogunda "tomrukcanın son sözü bu oldu" diye bir cümle her an geçebilir... :))



Sevgili HANAC, yorumunuz için teşekkür ederim :) Sizlerin de katkılarını görmek çok güzel..


https://docs.google.com/leaf?id=0B2fbRIs67gKsNDYwYTM2NjAtN2E4Yy00NWJkLWJkZDQtOGI4NWZjMmIxMTA0&hl=tr

Romans dedi ki...

İşte buyrun:) Kaç zamandır Tomrukcan ortada yoktu. Düşündüm ne yapabilirim diye. Bir plan yaptım. Özellikle tırım tırım arandım. Sonunda Elettra Warton'lu bir çekim hatası karesi buldum. Ve yorumuma koydum. İşte huzurlarınızda Tomrukcan...
Demek burdaydınız... SOBE!!

tomrukcan dedi ki...

hıımm. Giriş, çelişme ve yokuş aşamaları da olan planlı programlı bir durumla karşı karşıyayım sanırım :)) Çiko'yu da buna benzer yöntemlerle ördek gibi avlıyorlardı aklımda kaldığı kadarıyla :) Karamba, karambitaaa

Romans dedi ki...

Şimdi ben Tomrukcan'ın yorumunu okuyunca, önce bir havalandım. İçimde önce yuvasına kavuşmuş kumrulara özgü bir pır pır sevinç, huzur belirdi. Aklımsıra organize bir iş yapmış, Tomrukcan'ı ortaya çıkarmıştım. Karamba karambita! İyi de o zaman kendimde neden savaş kazanmış bir kahraman edası göremiyordum. Bilakis ne alakası varsa, podyumda üstündekilerden çok, kendini beğendirmeye çalışan acemi mankenler gibi içimde bir gerilme vaziyeti hissettim. Hoşlanmadım yaptığım işten. Sevinç ve huzur hissim bir anda mutsuzluk ve huzursuzluğa dönüştü.Yaptığımı tekzip edeyim dedim. Geç kalmıştım.
Olan olmuştu artık, foyamı kendim ortaya çıkarmıştım. Aklımın içindeki kuyuya düştüm gene anlaşılan. Zira çok ultra şekilde bir splaashh! diye suya düşme efekti işittim. Ne yapsam şimdi kendimi bu kara kuyudan kolay kolay çıkaramam. Atalarımın ruhu adına! Kendimi Zagor'u yok etme planları yapan Hellingen gibi hissediyorum... Sıtkı Hocam nasıl çıkacam bu kuyudan?

tomrukcan dedi ki...

Tomrukcan'da "Kazmakürek bill" şansından başka zıpkın gibi, fişek gibi, eşek gibi bir inat vardır, eninde sonunda şansı yaver gider ve bu komplodan kurtulur :))) (Bakınız, Alvarezin Altınları macerası, Wichita tepelerinde geçen macera) Kurtulur da, pekiyiiii, Romans'ı Elettra Warton'a aday göstermesi neticesinde kopan fırtınadan sonra, bizzat Romans'ın kendisinin Elettra Warton'a kamera şakası yaparak olayın daha da ötesine sıçramış olmasını bir türlü anlayabilir mi? :)) Anlamalı mıdır? Anlamasa ne olur, evet ne olur? Sevgili baylar ve bayanlar, meridyenden kayanlar... Tomrukcan bunlara üzülür mü, heyhaaatttt :)) Kamp ateşine biraz daha çalı çırpı atarak, kahvenin suyunu ısıtmaya devam ederken, bir tane o çırpılardan alarak sigarasını yakar :))

Kızılderili büyücüsü Dörtgöz'ün Tomrukcan'a verdiği öğüt tüm sorulara cevap gibidir : "Tomrukcan, Güzel ve hisli insan ol, blogu süsle, açık muslukları kapat, lüzumsuz yanan ışıkları söndür, bizim için bi çay koy, bize masaj yap, bloga tuğla gibi yorumlar yazma" :)))

Hal böyleyken böyle... RRUUMMMMBLEEEEEEE....

Romans dedi ki...

Bilenler arasında bir söz vardır. "Eğer Romans'ın düşmanı isen manitunun seni hemen yanına alması için dua et." Önce bu lakırdı bilinsin isterim. Ayrıca iyi bir Zagor takipçisi ve Sıtkı Sıyrıl okuyucusu olarak, mücadelemde doğru yer, doğru zaman, doğru hareketin ne kadar önemli olduğunu çok iyi öğrenmişimdir. Bilinir ki Zagor, düşmanları veya rakipleri ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynar. Uyguladığı taktikleri anlatıp, açık vermek istemem. Bilen Zagor'un dövüş taktiklerini bilir zaten. Çoğu düşman bu ince taktiklere dayanamaz.Önce kaçar. Monitörün arkasından olan biteni izler. Anlam veremediği durumlar yaşar. Ortalık duruldu diye ortaya çıkar. Hatta meydan bana kaldı deyyu kamp ateşine biraz daha çalı çırpı atar, kahvenin suyunu ısıtırken bir tane de o çırpıdan alarak sigarasını yakaaaarrr... Sözümüz meclisten dışarı. Kimse üzerine alınsın istemem.

Bazıları Kızılderili büyücüsü Dörtgöz'ün verdiği öğütleri tüm sorularının cevabı olduğunu düşünür : "Güzel ve hisli insan ol, blogu süsle, açık muslukları kapat, lüzumsuz yanan ışıkları söndür......." Bu öğütün geri kalan kısmı şöyledir: " Kazmakürek bill şansına fazla güvenme...
Tetikte ol... Sakın uyuklama!... Gözünü bilem kırpma!... Her an herşey olabilir... Aman ha, MEÇHULDEN GELEN BALTA hareketini sakın aklından çıkarma!"

tomrukcan dedi ki...

Tomrukcan sadece monitörün arkasından olan biteni izlemekle kalsa iyi gene. Yarın kapınızın önünde Drunky Duck kargo ile gönderilmiş bir adet Zagor Baltası ve Barış çubuğu bulursanız şaşırmayınız :))

Hem Zagor öyle kimseye tuzak kurmaz, silahı olmayan birine de silahla ateş etmezzzz :)) herkese yardım eder. Sadece Darkwood sakinlerine artizzlik yapan askerleri ve bürokratları pataklar :))

Bkz:

https://docs.google.com/leaf?id=0B2fbRIs67gKsMzdiMGJiMmMtYThmNy00NzJmLTk1Y2ItOGQ5NGNlY2RiZjRi&hl=tr

Romans dedi ki...

Ne doğru söylemiş Tomrukcan... Eeeee... O zaman kamp ateşine biraz daha çalı çırpı atarak, kahvenin suyunu ısıtmaya devam eden, bir tane o çırpılardan alarak sigarasını yaktığını söyleyerek artizzzlik sergileyenler
kendilerini bilirler zaten:)

Şimdi Tomrukcan'ın yorumundaki Zagor kapağına baktım. İçim gitti. Karamba Karambita... Kara kara düşündüm . Kaç gündür yazılan yorumlar gözümün önünde, bando mızıka eşliğinde, kol kola geçit yapıyor... Kendimi gene hiç hissetmediğim kadar kötü hissetmeye başladım. Eğer iyi hissediyor olsaydım, bu hissettiklerimi hissettiğimi hissetmiyor olmam gerekirdi. Üfff.. Ne menem bir belaya sardım başımı??... Ne bileyim... Laf lafı açtı yol gözden mi kaçtı bilmiyorum? Gene kafam karıştı. Sanki uzun zamandır huzur içinde olduğuna inandığım ruhum gitti.. İnatçı, zıtlaşmayı seven, cebellut ruhum gelip beni bağrına bastı. Bilmiyorum.

Üfff.. Binlerce kasırga aşkına... Zaten yorgunum...GULPP! Karnım aç... Yaa.. Ben eve gidicem:)) Sonra ne olur???? Bilmem:))

Romans dedi ki...

Karamba karambita...Yazdığım yorumlar , sürekli flash!flash!efektleriyle, bu kez Hellingen'in entarisi ala benziyor şarkısı eşliğinde, kol kola horon oynayarak gözlerimin önünden geçip geçip duruyo... Atalarımın ruhu adına... İnatçı, zıtlaşmayı seven, cebellut ruhumdan uzaklaşmak istiyorum... Hellingen'in entarisi ala benziyor şarkısını dinlemek hiç iyi gelmiyoo... Bana Zagor'u yok etmeye kalkan Hellingenleşmişim
hissi geçiriyor.... Kocaman bir RRUUMMMMBLEEEEEEE....efekti eşliğinde gözlerim yerde, hiç kaldırmadan öylece... Kayıttan çıkıp gitmek istiyorum... Acaba diyorum ki...Gitar jim ile Darkwood Havalarını dinlesem kendimi daha mı iyi hissederim?Yok, yok.. İyisi mi ben Mahowklar kalender olur, koçaklamasını dinleyeyim:))))

tomrukcan dedi ki...

"İnatçı, zıtlaşmayı seven, cebellut ruhumdan uzaklaşmak istiyorum... "

hıımmmm :))

tomrukcan dedi ki...

Sıtkı Hocam, afiyettesinizdir işallah :)) Bugün cumartesi, zagorseverler merakla bekliyor yeni yazınızı :))

selamlar

Romans dedi ki...

Karamba karambita! Uzun bir yorum yazdım..Uçtu gitti bir tarafa:(

Romans dedi ki...

Karamba karambita!! Uzun bir yorum yazmıştım. Gönderdim. Hata ettim.
Drunky Duck kargo ile göndermeliydim. Yazım yok oldu gitti. Şimdi aynı yorumu nasıl yazarım?

Sıtkı Sıyrıl geçen hafta ne demişti? "her hafta yazma, okuyucuların motivasyonu aslında."

Bu hafta yazmadı...İnatçı, zıtlaşmayı seven, cebellut ruhum yüzünden yazdığım yorumlar Sıtkı Hoca'nın motivasyonunu olumsuz etkilemiş olmalı. Bin balinanın kuyruğu! Kendime ceza vermeye karar verdim. Zagor'daki Hintli Ramath gibi ayaklarımdan tavana asılıp, başaşağı sallanacağım. Kendimi hipnotize edip günlerce hiçbir şey yazmadan ve konuşmadan kazık gibi duracağım. Binlerce kasırga aşkına! Bu arada sürekli şu sözleri tekrarlamalıyım....

"her hafta yazma, okuyucuların motivasyonu aslında.... . her hafta yazma, okuyucuların motivasyonu aslında....her hafta yazma, okuyucuların motivasyonu aslında."

Karamba karambita! Böylece celallenmeden yorum yazmayı öğrenmeliyim!

Atalarımın ruhu aşkına!!! Ben ne yaptım??

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Bir terslik yok arkadaşlar. İşlerim çok yoğun sadece. Cuma'nın yazısı bu akşam gelecek bir terslik olmaz ise. 19 mayıs'ın tatil olması sayesinde. Konu: Vampirler...

Selamlar...

tomrukcan dedi ki...

işte bu iyi haber :)) parmaklarım karıncalanmaya başlamıştı biraz...
Konu da vampirler olacakmış, şimdiden Transilvanya'nın yağmurlu, fırtınalı RRRRRUMMMBLEEEE'li geceleri geldi aklıma....

Romans, druny duck kargoyla size bir zagor gömleği gönderdim, ulaştı mı acaba :)

Romans dedi ki...

Vay canına! Vampirler mi?
"Transilvanya'nın yağmurlu, fırtınalı RRRRRUMMMBLEEEE'li geceleri geldi aklıma...." demiş Tomrukcan!!

Binlerce kasırga aşkına! Hiç hatırlamıyorum ki vampirli Zagor macerası.. ÜFF! Tomrukcan kimbilir ne yorumlar yazacak...Ben... Ben...
Yaaa! Karamba karambita... Bu kez kıskanç, haset,çekemeyen ruhum gelip beni bağrına basacak!!!

Tomrukcan, gelmedi bana kargo.
Drunky Duck kargo dün hiç uğramadı ki. Tomrukcan yaa...
Transilvanya'nın yağmurlu, fırtınalı RRRRRUMMMBLEEEE'li geceleri de neyin nesi??Üfff!Hiç bilmiyorum Vampirli Zagor serisi!!
Ne yorum yazacam bu durumda???

Şimdi Hintli Ramath gibi yere renkli bir kilim serecem. Bağdaş kurup üzerine oturacam. Sonra bir ucuna küçük bir yap kandili koyacam. Fitilini yakacam. Boynumdaki keseden çıkardığım esrarengiz bir hapı içecem. Sonra transa geçecem. Sülalemin bütün bıyıklıları adına! Tibet Rahiplerinin yaptığı gibi Hintli Ramath misali ben de beynimden çıkaracağım esrarengiz güç sayesinde, Zagor'un vampirli maceralarına doğru hayali yolculuk yapacam...Yapmalıyım... Yapabilmeliyim.. Yoksa.. Yoksa... Hep Tomrukcan yorum yazar!!!!

Romans dedi ki...

Neeeeeeeee! Karamba karambita!
Şimdi farkettim yazısında... Tomrukcan bana Zagor
gömleği mi göndermiş!!!
RRRRRUMMMBLEEEE!!!Gelmedi!!!
Fekat benim bedenime göre olamaz!!
Kabak Çiçeği bedeni var mı ki:))

tomrukcan dedi ki...

az önce Drunky Duck kargo geldi. "adreste bulunamadı" uyarısıyla iade ettiler. Siz o zaman transta idiniz sanırım, geldiklerinde bulamadıklarına göre :))

Kilim konusunda aman dikkat sevgili Romans, o kandil yanlışlıkla devrilir mazallah, kilim tutuşur :))

Zagorun vampirli maceraları tadından yenmez :) Baron Bela Rakosi hele bir macerasında Zagor'un en bi gerçek aşkı olan bir kadına da musallat olacak :))

Daha fazla spoiler vermeyeyim :))

tomrukcan dedi ki...

vaaar, varr, olmazmı :)) Ama ben yanlışlıkla Elettra Warton bedeni göndermişim :)))

Romans dedi ki...

Hay bin kunduz... Bin keçinin sakalı... Şimşekler adına!Nedir bu şimdi!! Atalarımın ruhu aşkına! Dellenmemeye tam karar veriyorum.. Olmuyor..

Tomrukcan'ın yorumunu okuyorum... Gene paranoyak bir öfkeyle, kendi haset ve fesat dünyama geri dönüyorum...

"vaaar, varr, olmazmı :)) Ama ben yanlışlıkla Elettra Warton bedeni göndermişim :)))"

Bakar mısınız şimdi yazdığına!!! Gene bozuldum... Gene hırslandım.. Gene sinirden çatlamak üzereyim harbiden!!!! Kendimi öfkelenecek bir şey olmadığına inandırmaya çalıştıkça daha çok öfke hissediyordum yeniden!!!

İyi de soruyorum nedir bu şimdi? Zagor gömleği göndermişmiş de ben trans halinde olmalıymışmışım da Drunky Duck kargo beni bulamamışmış! Karamba karambita! Mümkün mü böyle bir şey? Sadece adımı yazsanız iğne deliğine girsem gelir beni bulabilirler... Hem nedir şimdi durup dururken Tomrukcan'ın benim tüm asabiyetime karşı gösterdiği bu bonkörlük vaziyeti?? Ya da "Kilim konusunda aman dikkat sevgili Romans, o kandil yanlışlıkla devrilir mazallah, kilim tutuşur :))" şeklindeki zerafet sergilemesi!!! Ne var? Fena mı? Yangın çıkar yanarım cehennemin kalori ihtiyacı karşılanır ne olacak ki? Binlerce kasırga aşkına!! Sıtkı Sıyrıl'ın gelecek yazı konusu VAMPİRLER le mi ilgiliydi? Dua edin Manitu sizi korusun Tomrukcan!!!! İşinizi gücünüzü bırakın, hemen başlayın duaya derim!!!!

tomrukcan dedi ki...

buna geniş zamanda bir cevap yazacağımmmm :))))