Salı, Aralık 04, 2007

Drunky Duck

Tüm Zagorsever’lerin bildiği gibi Drunky Duck (Zom Ördek) isimli bu arkadaş ismi ile müsemma daima sarhoş olan, genellikle Zagor maceralarının başında rastladığımız, Zagor’un yaşayacağı maceranın haberini getiren kızılderili postacıdır .Aynı Red Kit’deki her türlü şartta, çöl demeden, sıcak demeden tam zamanında postayı getiren postacı gibi görev aşkıyla yanıp tutuşan, posta getirmek için daima yeni yöntemler peşinde ve mütemadiyen sarhoş olan, mizahi bir karakterdir. Posta taşımaktan sonraki en büyük tutkusu Çiko ile uğraşmak olan Drunky Duck hakkında bilgilerimiz sınırlı aslında. Kendisinin Pitt kalesinde çalıştığını biliyoruz ancak maaşı ne kadar, sigortası yolu yemeği var mı bilememekle birlikte genellikle posta getirdiğinde aldığı bir iki dolarlık bahşişlerle hayatını idame ettirir gibi gözükür. Çiko ile uğraşır sürekli dedik, biraz açalım burayı. Drunky Duck, Çiko ile ilk karşılaşmalarında getirdiği mesajı bir baltaya bağlayıp bu baltayı Çiko’nun kafasının birkaç santim yanına saplayarak ulaştırmıştır. Çiko haklı olarak bu duruma çok sinirlenmiş ve Drunky Duck’ı o dakikada ebedi düşmanı olarak bellemiştir. Akabindeki karşılaşmaların tümünde de, hem Drunky Duck hem Çiko birbirlerine çeşitli oyunlar oynayarak; kah su altından gidip, kah balonla uçup, kah tuzaklı hediye paketleriyle, kah teknelerini delerek, kah tüfekle ateş ederek birbirlerine rahatlıkla eşşeoğlueşşek şakası diyebileceğimiz şakalar yapmışlar ve yapmaya devam etmektedirler. Her ne kadar Çiko da Drunky Duck’a çok ağır şakalar yapsa da çok rahat söyleyebilirim ki bu şakaların müsebbibi Drunky Duck’tır. Bir kere adam mütemadiyen sarhoş. Görevini severek yapsa dahi mesai saatlerinde sarhoş gezen bu adam bir de eşşek şakalarını seven biri olunca Çiko’nun onu şakayla karışık öldürmek istemesi doğal. Bir gün o şakaların birinde birisinin dötüne girecek mızrağın biri ama hadi hayırlısı. Hayır bu mesajları gönderenlerde de hata var. Gidiyorlar hayati önemdeki mesajları sarhoş bir postacıya emanet ediyorlar. O sarhoş da, bırakın sarhoş olmasını, daima icat peşinde olan bir tür dallama olduğundan, senin “Zagor çabuk yetiş, ölüyorum” mesajını; yok oka sarıp gönderiyor, yok pastanın içine koyuyor, yok havadan balonla gönderiyor. Ya kaybolsa o mesaj? Nasıl yetişecek Zagor? Nasıl kurtaracak senin paçanı? Ama müstahak sana. Wells Fargo gibi bir firma var. Taş gibi şirket. 1800’lerden beri bugün dahi posta taşıyor adamlar. Sen onlara verip iadeli taahhütlü göndereceğin mesajı gidiyorsun elin sarhoşuna veriyorsun her şey müstahak sana. Aslında düpedüz terbiyesizlik yapan, müşteriyi hiçe sayan, hatta düpedüz canına kasteden, görevinin getirdiği kuralları iplemeyen bu adam Zagor’dan yüz bulmasa bunları yapamaz ya. Zagor kendisine giren çıkan olmadığı için tüm olayları bir çizgi film gibi seyretmekle yetinip, Çiko’nun delirdiği durumlarda Çiko’yu engelleyip “Hahaha” diye gevrek gevrek gülerek Drunky Duck’ın paçasını kurtarır her seferinde. Zagor tarafından da kollandığını gören Drunky Duck da akıllanacağına gelecek sefer ne tür bir eşşek şakası yapsam diye düşünür durur. Oysa Zagor çekse kenara Drunky’i, öbür tarafa da Çiko’yu çağırsa. Drunky’e “arkadaşım biraz dikkat et postaları getirirken” dese, Çiko’ya “sen de sakin ol biraz” dese. Öpüştürüp barıştırsa onları, sevaba girse fena mı olur? Olmaz tabi ama Zagor’un da kafasında bizim bilmediğimiz fikirler vardır tahmin ediyorum. Artık “Şakalaşıyor keraneciler bir şey olmaz diye” geniş geniş mi düşünüyor yoksa, “ulan cep telefonu var da ben mi kovmadım Drunk Duck’ı” diye mi düşünüyor, haberleşmek için Drunky Duck’a muhtaç olduklarından mı her türlü edepsizliğine “ehe ehe” diye karşılık veriyor bilemiyoruz ama Zagor böyle yapıyorsa vardır bir sebebi. Bize de Drunky Duck’a fazla kızmadan, alan razı satan razı diyerek gülüp geçmek düşüyor.

3 yorum:

vildan dedi ki...

Kargo şirketinden gelen çocuklardan biri, aynı Drunky Duck benziyor. Bilmiyor ama biz çocuğa DOPS diyoruz. Kızılderili ataları var mı diye sormadım değil. Sordum.
Cevap vermedi.Gülümsedi. Ne zaman işyerine gelse, "DOPS geldi!" diye sesleniyorum.Romans'la aynı firmada çalışıyoruz. Bir tek Romans ne dediğimi ve kimin geldiğini anlıyor. Karşıdan birbirimize göz kırpıyoruz. Darkwood Ormanı Posta Servisi:)

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

ahaha. yalan... yalan bu... ahahaa. inanmam...

vildan dedi ki...

Birgün ofisteyiz. Garip bir ses işittik. Çok tatlı, çok hoş bir ses. Şimdiye kadar hiç işitmediğimiz bir kuş cıvıltısıydı sanki... Oysa ne kuş cıvıltısı ne de başka bir hayvan sesiydi... Sanki bir müzik aletiydi. Karamba Karambita! Hep aynı dört notayı çalıyordu sanki. Nerden anladığımı açıklayayım. İki aydır bağlama kursuna gidiyorum da... Sahiden... Üzerinize afiyet anlarım biraz notadan! Sülalemin bütün eli hamurluları adına ve ayrıca Vay Canına! Bir de ne görelim, gele gele bizim DOPS görünmedi mi kapıdan... "Umarım rahatsız etmedim" dedi. İçeriye girdi. "Ne ayak?" der gibi suratına bakmış olacağız ki konuşmaya başladı..
Adını açıklamak istemediği bir müşterisi, kargoyu teslim etme yöntemlerinden şikayet ediyormuş. Hemen kendine başka bir yöntem bulmuş. Üç nota öğrenmiş. Aklı sıra dediğine göre, Bach'ın Si Bemol Majör Islık Sonatından bir bölüm çalarak kargo paketlerini teslim ediyormuş. Şaşırdık kaldık tabii. Romans'la dilimiz tutuldu ne diyeceğimizi bilemedik. "Yaw Romans bu vaziyet bana hiç yabancı gelmedi." dedim.
Tam öğlen yemeği vaktiydi. DOPS yemeği çok sever. Davet ettik. Yemek teklifimize verdiği cevabı duyunca, Romans tutmasa beni valla düşüp bayılacaktım. “Üzgünüm, yeni iş yönetmeliği müşterilerle içli dışlı olmamızı yasaklıyor… “dedi. Bu Zagor’un bir kitabında Drunky Duck’ın sözleri değil miydi? Nasıl yani? Afalladık iyice tabii… Ofisten çıkarken şöyle dediğini duyduk: “DOPS öyle mi? Ben Zagor okumuyorum sanki! Görürsünüz siz arkamdan gülmeyi!”
Bach’ın Si Bemol Majör Islık Sonatını çalarak çıktı gitti. Şimdi siz buna da inanmazsınız tabii… Ayıp vallahi!